Ana sayfa Bursa KEMAL CANKAYA YAZDI: VİCDANLAR KÖRSE NE SÖYLERSEN SÖYLE BOŞU BOŞUNA!!!

KEMAL CANKAYA YAZDI: VİCDANLAR KÖRSE NE SÖYLERSEN SÖYLE BOŞU BOŞUNA!!!

VİCDANLAR KÖRSE NE SÖYLERSEN SÖYLE BOŞU BOŞUNA!!!

Her yaşanan doğal afetin ardından, hızlı bir şekilde duygusal bir metafor içerisine giriyoruz.

Anında bir kadercilik hali tezahür ediveriyor tüm benliğimizde…

Yaşanan doğal felaketleri, depremleri takdir-i ilahiye bağlıyoruz.

Öncelikle cahilliğimizin ve yoksulluğumuzun nedenlerini idrak etmeyi bir becerebilsek; yaşadıklarımızın bir kader değil, sistemin ta kendisinde olduğunu görürüz.

Tarihler boyu doğal afetlerin ve depremlerin, insanlık yaşamının bir parçası olduğunu biliyoruz.

İnsanlar tarihler boyu yaşamlarını sürdürebilmek için, her türlü afete karşı korunmak için önlemler alarak varlıklarını sürdüre gelmiştir.

Amma velâkin bizim gibi az gelişmiş ülkelerde kapitalizm, insanı, sömürünün bir aracı olarak görüyor.

Ülkemizdeki sistemin işleyişine baktığımızda; bürokrasinin en alt biriminden üst yönetim kadrolarına kadar hırsızlık, rüşvet, rant doğal bir olgu olarak görülüyor.

Depremlerde insanların ölümüne sebep olan gerçekler ise, çürük binaların yapımına izin verenler, göz yumanlar ve gözlerini daha çok para kazanmak hırsı bürümüş aç gözlü vicdansız müteahhitlerdir.

 1999’da büyük yıkımın yaşandığı Gölcük, Yalova, Düzce depreminde 20 binin üzerinde yurttaşımızın hayatını kaybettiğini, yüz binlerce insanımızın yaralı ve sakat kaldığını çabuk unutuyoruz.

Ne söylersen söyle vicdanlar körse boşu boşuna!!!

İzmir depreminin üzerinden üç gün geçti.

Başta iktidar erki, muhalefet, bilim insanları, bilmeyen insanlar, her konuya maydanoz olanlar, deprem üzerine yorumlar yapıyor.

Van, Elazığ, Malatya’da yaşanan deprem faciası sonrasında yaşananlar dün gibi… O günden bugüne değişen hiç bir şey yok.

O çürük binaları yapan müteahhitleri lanetlemekten öteye ne önlem alındı?

Ülkemizde yaşanan doğal afetlerde ve depremlerdeki ölümlerin sorumlusu, çarpık devlet anlayışının ta kendisidir.

Cumhurbaşkanı AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’da yapılan gökdelenlere ilişkin bir sözü vardı: “ Biz bu şehre ihanet ettik.” Ülkenin dört bir yanında yeşil alanlar imara açılarak yandaş müteahhitlere peşkeş çekildiği gibi, imar barışı adı altında yüz binlerce kontrolsüz yapılan kaçak yapılar yasallaştırıldı.

Mevzu, paraya ranta geldiğinde ülkemizdeki depremsellik gerçeği göz ardı ediliyor.

Diğer taratan kentsel dönüşüm adı altında, yüzde 50 emsal verilerek, iki katı artışın önü açılıyor.

Tabi ki, yüzde 50 emsalle sınırlı kalınmıyor, müteahhitler ekstradan birkaç kat daha ekleyerek kazançlarına kazanç katıyorlar.

Her ne kadar denetimlerden söz ediliyorsa da, pratikte sistem çok farklı işliyor!!!

Depremin yaraları kısmi olarak sarıldıktan sonra,  enkazların kaldırılmasının ardından anlatılanlar, vaat edilenler de unutulmaya yüz tutacak.

Bir dahaki büyük bir depreme kadar, herkes bir rüya görmüşçesine normal hayatlarına devam edecek.

Bir de, insanların acılarının üzerine ahlaksızca yorum yapan sözde Müslüman geçinen kahpelere, müptezellere ne demeli?

Her deprem sonrası bu yaratıklar mütemadiyen ortaya çıkıp içlerindeki zehiri kusuyorlar.

İnsan sıfatında bu yaratıklarla aynı havayı soluyoruz, bu da bizlerin ayrı bir felaketi!!!

Yazının kısa notu: Venezuela’nın efsane devlet adamı Hugo Chavez’in Latin Amerika halkı için söylediği sözler bize yabancı değil.

Okuduğunuzda bizim gerçekliğimize ne kadar benziyor.

“ Yoksulluğun ilahi bir plan olduğu büyük bir yalandır. Tanrı açlık ve yoksulluk isteseydi denizde balık, ormanda meyveler armağan etmezdi. Tanrı, insanların ulaşabileceği ve herkese yetecek kadar zenginliği tüm insanlara sunmuştur ama birileri bunların çoğunu almak için “Tanrı sizlere yoksulluk karşısında sonsuz ve mutlu hayat verecek” demektedir. Yoksulluk arttıkça ve Tanrı’nın herkes için verdiği zenginliklere birileri daha fazla el koydukça Tanrı adına konuştuğunu ileri sürerek yoksulluk karşısında “sus” diyen din adamları da çoğalmaktadır. Latin Amerika yoksulluk karşısında susanların coğrafyası olmayacaktır..!”

Elbette Türkiye de, yoksulluk karşısında susanların ülkesi olmayacak..!