Ana sayfa Bursa SÖYLEYİŞİ: ARMAĞAN GÜMÜŞ

SÖYLEYİŞİ: ARMAĞAN GÜMÜŞ

Ülkenin genel siyaset ahvaline bakarsak, Türkiye son 17 yıldır çok kötü yönetiliyor. AK Parti’nin izlediği siyaset tamamen haktan ve halktan uzak. İç ve dış siyasette sıfır sorun anlayışı ile geldiler, her alanda, diplomaside yüzde yüz sorun haline geldiler. Korona virüsü salgını sürecinde açıkladıkları ekonomik paket ülkemizdeki hiçbir katmanı memnun etmemiştir.

SÖYLEYİŞİ: ARMAĞAN GÜMÜŞ

Korona günleri de olsa, hayat her şeye rağmen devam ediyor. CHP Nilüfer İlçe Yönetim Kurulu üyesi Armağan Gümüş ile başta ülkemizdeki siyasetin gidişatını, CHP’nin siyaset anlayışını masaya yatırdık. Ayrıca Korona günlerinin ardından bizleri neler bekliyor? 

Ben sordum, Armağan Bey değerlendirdi.

Kemal CANKAYA:  Armağan bey öncelikle sizi tanıyalım, siyasetle ne zaman tanıştınız, günümüz siyasi oluşumlarını, siyaset anlayışını, nasıl değerlendiriyorsunuz?

Armağan GÜMÜŞ:  Ben Armağan Gümüş, 1970 Artvin Şavşat doğumluyum.  Artvinli olmamız münasebeti ile aileden CHP’liyiz. 30 Mart yerel yönetimler seçim sürecinde Yıldırım Belediye Başkan adayı Özgür Erdursun’un çağrısı ile aktif siyasete adım attım. O süreçte meclis üyesi adaylığım gündeme geldi, kontenjan adayı olarak seçimlerde çalıştık. Yıldırım’da 1657 belediye arasında oyunu en iyi artıran belediye olduk, fakat seçilemedik, oy artışı seçilmemiz için de yeterli olmadı. Siyasette birinci veya ikinci diye bir seçenek yok, ya kazanırsın ya da kaybedersin. Tabi biz bu seçimi kaybettik. En iyi kazancımız partimizin oylarını iyi oranda artırarak Yıldırımı belirli bir düzeye getirdik.  Seçimlerin ardından yapılan ilçe kongreleri sonrasında Nilüfer’de ilçe yönetim kuruluna seçildim. Böylesine çok değerli görevde bulunmam, üzerime çok büyük sorumluluklar yüklüyor. Bizim önceliğimiz, kitlelere partimizin politikalarını, iktidar hedefini anlaşılır bir lisanla anlatmak. Onların sorunlarını dertlerini dinleyerek çözümler üretmek. Bu vesileyle örgütlü bir şekilde partimizi iktidara taşımak için bir iş insanı olarak sorumluluk duyuyorum.

K.C: Ülke siyasetinin ahvalini nasıl görüyorsunuz?

Armağan GÜMÜŞ:  Ülkenin genel siyaset ahvaline bakarsak, Türkiye son 17 yıldır çok kötü yönetiliyor. AK Parti’nin izlediği siyaset tamamen haktan ve halktan uzak. İç ve dış siyasette sıfır sorun anlayışı ile geldiler, her alanda, diplomaside yüzde yüz sorun haline geldiler. Korona virüsü salgını sürecinde açıkladıkları ekonomik paket ülkemizdeki hiçbir katmanı memnun etmemiştir. Ülke genelinde esnek karantina uygulaması da göstermiştir ki; gayet açık net şekilde ekonomik anlamda dibe vurmuşuz. 30 Mart yerel seçimlerine baktığımızda, halk, başta İstanbul olmak üzere ekonominin döndüğü Büyükşehirlerde AK Partiye sarı kart gösterdi. Tabi İstanbul yenilgisini kabullenmeyen AK parti seçimin tekrarı için elinden geleni ardına koymadı. 23 Haziran’da yapılan seçim tekrarında 800 bini aşkın bir farkla sandığa gömüldü. Bu sonuç göstermiştir ki; olası bir genel seçim durumunda AK Parti’nin kırmızı kart görerek siyaset sahnesinin dışında kalacağı kaçınılmaz olacak. Tabi unutmamak lazım, bu başarı Millet İttifakının bileşenlerinin örgütlü başarısıdır. Tabi bu süreçte Cumhur ittifakının ortaya attığı bir beka sorunu kavramı halkta karşılığını bulmadı. Yerel seçimlerde çıkan sonuçlara baktığımızda halk gerçekleri görmeye başladı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kullandıkları, bizi seçerseniz bundan sonra şehit haberleri gelmeyecek, analar ağlamayacak gibi duygusal söylemlerine, tanzim satış çadırlarına itibar göstermedi. Bu süreçten sonra Millet İttifakı ortakları CHP İYİ Parti sahalarda kendilerini iyi anlatabilmeli. Öncelikle insanları ötekileştirmeyelim. Bizim için en önemli kılavuz olan, Atatürk’ü, devrimlerini iyi anlatabilmek. Eğer bu ülkede bir 15 Temmuz hain darbe girişimi olduysa bunun en büyük nedenlerinden biri Atatürk devrimlerinden uzaklaşmaktır. Atatürk’ün tekke zaviyeleri kapatmasındaki neden ise; devleti yönetenlerin din istismarı yaparak toplumu köleleştirmesini engellemiştir. Bu yüzden din ile devlet işlerinin birbirinden ayrı yönetilmesi için Diyanet İşleri Başkanlığını kurdurmuştur. İnsanların Kuranı daha iyi anlamaları için, Elmalılı Hamdi Yazır’a Kuran’ın Türkçe mealini yazdırmıştır. Bizler Atatürk’ün inanç anlayışını iyi bir şekilde anlatabilsek 70 yıldır partimiz hakkında oluşan önyargıyı ortadan kaldırırdık.

 K. C: CHP’nin din ile sıkıntısının olduğu algısı nereden geliyor?

Armağan Gümüş: Bizlerin eksik tarafı, partimizin din ile bir sıkıntısının olmadığını anlatmamamız, onlar dinin Showunu yapıyorlar. Yıllardır ağızlarına doladıkları bir propaganda var,  tek parti camilerin kapısına kilit vurdu, bizi ibadet yapmaktan dinimizden yoksun bıraktı. Bu durumu seçimlerde dindar vatandaşlarımıza anlatıp duruyorlar. Korona virüsü salgınının yayılması ile birlikte diyanet toplu şekilde camilerde ibadet yapılmayacağını ilan etti, zorunluluktan camilerin kapılarına kilit vurdu. Şimdi biz bu durumu kara propaganda olarak mı kullanalım?  AK Parti camileri kapattı mı diyelim? Demek neymiş insanların sağlıkları yaşamları söz konusu olunca bazı kutsiyetimiz olan mekânlar geçici olarak kapanabiliyormuş. Bugün AK Parti seçmenlerinin büyük çoğunluğunda Atatürk kırmızı çizgi, o nedenle AK Parti yöneticileri zaman zaman Atatürk’e yönelik uygunsuz eleştiriler yaptıklarında, hemen yanlış anlaşıldıklarını söyleyerek söylediklerini yutuyorlar. Onun için önceliğimiz Atatürk olmalı.

K. C: Armağan Bey, siz bir iş insanı olarak, ekonomiyi yakından takip ediyorsunuz. Türkiye ekonomisinin 90’lardaki durumu ile AK Parti iktidarı dönemi olan 2000’li yıllardaki durumunu değerlendirecek olursanız, arasındaki fark nedir?

Armağan GÜMÜŞ:  AK Parti tabi kendi anlayışında olan elitist işadamları sınıfını oluşturdu. Kendi müteahhitlerinden tutun iş adamlarına kadar devletin imkânlarını sundu. Mesela İHA’ların yapımını damadının firmasına verdi, sağlık özelleştirildi, hastaneler keza belirli bir zümrede, köprü yol inşaatları, ihaleleri kendine bağlı holdinglerde, bu sayede kendini finans anlamında destekleyen bir kitle oluşturdu. Böylesine bir ekonomik parametrede Türkiye ekonomisi kötüye gidiyor. Katmanlar arasında çok büyük uçurumlar oluştu. Zengin çok zengin, diğer tarafa baktığımızda ara bir katman görünmüyor. Yoksulluk ve açlık sınırında olan büyük bir nüfusumuz var. Özal döneminde bir orta direk tabiri vardı, o da mevcut şartlarda ortadan kalktı. Bütün imtiyazlarını güçlüden yana kullanmışlardır. Korona virüsü salgını nedeni ile yaşanan olağanüstü süreçte, kısa zaman çalışma ödeneğini devreye sokmaya çalışıyorlar ama ortada bir gerçek var, bu durumdan büyük holdingler ve şirketler faydalanacak. Holdinglerin, büyük şirketlerin paraya ihtiyacı mı var?  1 yıl kapalı olsalar da çalışanlarına maaş ödeyebilirler. Yanında çalışanın maaşını ödeyemeyen küçük ölçekli firmalar, esnaflarımız var. Esas faydalanması gereken bu grup olmalıdır. Korona virüsü salgını sadece bir sağlık sorunu değildir, küresel anlamda ekonominin üzerinde çok büyük etkileri olacak. Genelde Amerika’da, Avrupa’da alınan önlemlere baktığımızda har vurup harman savurmamışlar, uyguladıkları ekonomik politikalarla bütçeleri sürekli olarak fazlalık veriyor. Bizim ekonomimize baktığımızda ortada 100 Milyar liralık bir destek paketi var, bu paketten küçük işletmeler ve esnaf faydalanamıyor. Daha açıkçası gelişmelere baktığımızda ekonomik anlamda iflasın eşiğine gelinmiş. Şimdi Türkiye’de 1 milyon 810 bin 553 işletmede işçi çalışıyor.2019 Aralık ayı verileri ile Türkiye’de sendikalaşma oranı yüzde 13, 5 oranında. Sendikalı işçiler belli bir şekilde kendilerini koruyabiliyorlar, belki maaşlarının dörtte üçünü alacaklar. Asıl mesele sendikasız çalışan iş yerleri, özellikle 1 ile 9 arasında işletme sayısıda 1 milyon 651 bin. Sendikasız olanlar işten atıldıklarında hiçbir gelirleri, dayanakları yok, zaten açlık sınırında yaşayan insanlar daha da kötü durumda kalacaklar. Cumhurbaşkanın açıkladığı paket çok absürttü. Sokağa çıkma yasağını kısmen uyguluyorsun, 500 binin altında konut kredisi alanların kredi puanını yüzde 90’a çıkarıyorsun, uçak biletlerini yüzde 1’e indiriyorsun, zaten kısmen sokağa çıkma yasağı uyguluyorsun. Şu an Türkiye’de emlak ofisleri kapalı. Kurumsal firmalar zaten kapalı, diğerleri de can korkusundan sokağa çıkamıyorlar. 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağını getirmişsin. Zaten yaşadığımız salgından dolayı bu millet nereye gidecek, bu nasıl bir ekonomik paket? Aslında yapılan bir algı operasyonu, düpedüz milletin gözünün içine baka baka dalga geçiliyor. Biliyorsunuz bir üniversitenin rektörü şu sözü söylemişti: “bizler cahil insanların ferasetine güveniyoruz”.  AK Parti seçmeni artık yaşanan gerçekleri görmeli.

K. C: Çeşitli kaynakların verdiği bilgilere göre; Korona virüsü salgını 3-5 aylık bir zamanda yok olmayacak, daha uzun evreli bir süreçte devam edecek. Kimi bilgilere göre 2-3 yıl arası, daha kötüsü mutasyona uğrasa da 10 yıllık bir zamanda yok olacak deniyor. Sizce böylesi bir durumda Türkiye’yi neler bekliyor?

Armağan GÜMÜŞ:  Türkiye’nin ciddi anlamda marka değeri ve katma değeri yok. Tüketen bir toplumuz, böylesi bir durumda krizi çok derinden hissedecektir. Dün İngiltere’nin Sağlık Bakanlığı kötü bir senaryo olarak Korona virüsünü 2 yıllık bir süreç olarak düşünüyor. Şu an Türkiye’de her hangi bir düşünce hâsıl değil, Türkiye’de Korona virüsü tedbirleri de IMF’nin Dünya Bankasının Korona salgınına karşı kredi vereceğim demesiyle birlikte başladı. Bunun ardından 2 gün içerisinde Korona virüsümüz oldu. Çin’in Wuhan kentinde başlayan Korona virüsü kısa zamanda bütün dünyaya sirayet etti. Fakat bu saklandı, keza Türkiye’de de vardı, ekonomi sekteye uğramasın diye saklanılmaya çalışıldı. Olmamasını düşünmek saflık olur. Ülke sınırlarımız yolgeçen hanı gibi, doğumuzda komşumuz İran’da başlamak üzere, kontrolsüz bir şekilde yurdumuza giren çeşitli milliyetlerden insanlardan yayılmaya başladı. Birde bunun üzerine hiçbir ön görüye sahip olmayan yöneticilerin, böylesine sıkıntılı bir dönemde umreye gidilmesine izin vermeleri tam bir felaket. Umreden dönen insanların büyük çoğunluğu karantinaya alınamadı, aramızda saatli bomba gibi dolaşıyorlar. Karantinaya alınların birçoğunda pozitif vakalar çıkıyor. Çin’de Ocak ayı içerisinde başlayan Korona virüsü salgını iki ay içerisinde disiplinli bir şekilde karantina uygulayarak çözüldü. Benim Çin’de çalıştığım firmalar var, zaman zaman kendileri ile görüşüyorum, kesinlikle dışarı çıkmayın diyorlar. Özellikle Virüsün çıkış noktası olan Wuhan kentinde çok sert radikal bir karantina uygulamasıyla sorun çözüme ulaşmıştır. Çin ve dünya Korona ile mücadelede radikal politikalar uygularken, bizde durum tam tersine stabil yürütülüyor. Millet can derdindeyken, AK Parti Korona virüsü salgınını fırsata çevirme peşinde, bir yandan HDP’li seçilmiş belediyelere kayyum atıyor, diğer taraftan Kanal İstanbul projesinin ihalesini yapıyor. Yani toplumsal muhalefetin oluşabileceği politikalarını hayata geçiriyor. Nasıl olsa insanlar salgından dolayı bir araya gelmeyecekler, fırsat bu fırsat diyerek yine rant peşinde koşuyorlar. .

K. C: Son olarak ne mesaj vermek istersiniz?

Armağan GÜMÜŞ:  Bizlere çok büyük görevler düşüyor, özellikle biz yönetici konumunda olanlar başta olmak üzere CHP üyeleri, seçmenleri çok çok çalışmalıyız. Atatürk’ün bizlere armağan ettiği devrimlerinin izinden iktidar olmak için gecemizi gündüzümüze katarak, sokak sokak, ev ev dolaşarak yakın olduğumuz iktidar umudumuzu gerçekleştirmek için, her anlamda elimi değil gövdemi taşın altına koymam gerekiyorsa koyacağım, CHP’ nin iktidarında gülümsemek istiyoruz…

K. C:Teşekkürler…