Ana sayfa Bursa SÖYLEŞİ: GÜLMEZ, “2022 ÇOK ZOR GEÇECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ!!!”

SÖYLEŞİ: GÜLMEZ, “2022 ÇOK ZOR GEÇECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ!!!”

Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Erol Gülmez ile son dönemlerde yaşanan derin ekonomik kriz başta olmak üzere asgari ücret görüşmeleri üzerine yapılan tartışmalar sürecinde bir iş insanı olarak beklenmedik çıkış yaparak, asgari ücretin 5 bin TL olması gerektiğinin gerekçelerini enflasyonunun real piyasa yansıması üzerinde değerlendirdi.

OSB’lerle ilgili Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yaptığı düzenlemeye ilişkin OSB’ler olarak sakıncalı buldukları maddeler dair, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile yaptıkları görüşmeler sonucu itilaflı maddelerin yeniden düzenlenmesi için geri çekildiğini, OSB’ler ilişkin iş dünyasının mağdur olmayacağı şekilde düzenleneceğini ifade etti.

Gülmez, 2021 yılın yaşanan derin ekonomik krize dair karamsar bir tablo çizerken,  Allah daha beterinden korusun diyerek, 2022 yılının daha zor geçeği yönünde kaygısını dile getirdi.

Çalışan çalışmayan, üreten üretmeyen, iktidarı desteklen iş insanları dahi yaşanan ekonomik sürece dair önlerini göremedikleri için geleceğe dair kaygılı olduklarını yaptığımız sohbetlerde dile getiriyorlar.

NOSAB Başkanı Erol Gülmez, iş dünyasının bir temsilcisi olarak ekonomik sürece dair, iş yoğunluğuna rağmen zaman ayırarak değerlendirmede bulunduğu için, Bursaeditör.com olarak teşekkür ederiz…

Ülke ekonomisi hızlı bir şekilde değişimlere uğruyor. Son ekonomik gelişmeleri kriz veya bunalım olarak da düşünebiliriz. Yaşanan döviz artışını, piyasalara yansıyan fiyat artışını ve buna benzer olumsuz şeyler var. İş dünyası olarak bundan en olumsuz etkilenen kesim siz oluyorsunuz. Bu süreci nasıl görüyorsunuz?

Çok kötü. Benim iş hayatımda karşılaştığım en sorunlu süreci yaşıyoruz. Daha önceki dönemlerde de ekonomik krizler oluyordu. Devalüasyonlar oluyordu. Ama bu bir günde olup bitiyordu. Kartları yeniden karıp yeni kurallara göre iş hayatımıza devam ediyorduk. Burada her gün özellikle dövizde ve emtia fiyatlarında sürekli yukarı hareketlilik olduğu için kartları karmaya yetiştiremiyoruz. Bir futbol oyunu düşünün. Hiçbir kural yok. Ekonomi şu an o halde. Dünyada emtia, enerji fiyatları çok artıyor.  Ben bir firmamda ihracat yapıyorum. Paranın değer kaybettiği dönemlerde ihracat yapan firmalar karlarını artırırlar sabit giderlerden dolayı. Sabit girdilerimiz TL’dir çünkü. Fakat maalesef bu dönem tam aksi oluyor. Bütün girdilerimiz de döviz bazında artıyor. Buna hammadde dahil. 1 yıl önce 630 dolara aldığımız ürünün tonunu bugün 1200 dolara alıyoruz. Müşteriye malımızı satıyoruz. İhracat bile yapsak paramız en az 90 gün sonra geliyor. 90 gün sonra satmak istediğimiz ürünün hammaddesinin birkaç yüz dolar arttığını görüyoruz. Karlar bizim sektörde çok olmadığı için zarar ediyoruz. Firmalar kur zararıyla kapatıyor. Üretim yapan insanlar için çok zor bir süreç Allah sonumuzu hayır etsin diyoruz. Bir yerde durmasını ve stabil hale gelmesini bekliyoruz.



Geçen günlerde bir yerel haber sitesinde ilginç bir çıkış yaptınız. Asgari ücretin 5 bin lira olması noktasında düşünce belirttiniz. Bunu neye göre 5 bin lira olarak belirlediniz. DİSK’in istediği 5 bin 200 lira. Ortalama olarak aynı ölçekte söylediniz. Bunun ölçeği nedir?

Asgari ücretle çalışan işçiler genellikle konut sorunu olan işçiler oluyor. Sebebi de şu. Bir insan asgari ücretle çalışıyorsa kirada birkaç dairesi yoktur. Hatta kendi barındığı konut da kiralıktır. Bugün Bursa’da hangi gecekonduya giderseniz gidin 1500-2000 TL altında kira bulamaz. Bizler az çocuk yapıyoruz ama eğitim durumu düşük olan aileler daha fazla çocuk sayısına sahipler. Benim burada çalışanımla beyaz yakalı arasında iki kat fark var. Bunların eşleri hem 3-4 çocuk yapmaktan veya kültürel nedenlerden dolayı iş hayatında aktif olamıyorlar. Dolayısıyla asgari ücretle çalışan insanın bir konut ihtiyacı var bir de 3-4 çocuğu yetiştirme sorumluluğu var. Onların giyecek, yiyecek, sosyal ihtiyaçları var. Eşi de var. Çekirdek aile desek 4-5 boğaz demektir. Hesabı nereden yaparsınız yapın bugün 2800 lira olan asgari ücretle yoksulluk değil açlık sınırındalar. Simit hesabı meşhurdur. Yine 5 bin lira yetmez aslında. Ama onlar bir mucizeyi gerçekleştirip yaşamlarını idame ettiriyorlar. Bu, iç barışımızı da bozuyor. Üretimde çalışan personelimin maaşlarının bir kısmını icra dosyalarına ödüyorum. Gerçekten geçinemiyorlar. Bu onları mutsuz ediyor. Mutsuz olunca üretime katkıları da eksik oluyor. İnsani değer olarak baktığınız da 5 bin lira çok şey değil. Türkiye’de asgari ücret 250 dolar civarında. Çin’de 340 dolar. En ucuz işgücüne sahip ülkeyiz. Çin’i ucuz işgücünden dolayı eleştirdik. Çin yıllarca ucuz işgücünü dünyaya satarak ihracat yaptı. Belirli bir noktaya geldi. Biz onun bile 100 dolar altındayız. Yaptığımız ihracat buradaki işçimizin ucuz işgücünü yurt dışına pazarlamaktan öte değil. Teknolojik bir ürün yapmıyoruz. Genelde emek yoğun işlerle ihracat yapabiliyoruz. Şu soru akıllara gelmeli. Asgari ücret 5 bin lira olursa bu avantajımızı kaybeder miyiz? İhracatımıza olumsuz bir etkisi olur mu? Olmayacağını düşünüyorum. 5 bin lirayken bile biz Batı Avrupa’ya ihracat yapıyoruz. Yine onların çok altındayız. Çin’le çok fark olmayacak. Ben 5 bin lira derken vergiden muaf olmasını istiyorum. Asgari ücretin brütü yaklaşık 4 bin lira. 4 bin lirayı veriyoruz zaten biz ama işçinin cebine girmiyor. Enflasyon artışını da vs. düşününce 5 bin lira işveren için artı 1000 lira yeni dönem için ve 1 boyunca gidecek sabit ücret için çok büyük rakam değil. Bu rakam ekonomiyi, ihracatı düşürmez. Ama devlet kendi payı olan o yükü almaması koşuluyla. 5 bin net dediğimde aynı bugünkü uygulamayla yine asgari ücretten vergi almaya devam ederse iş hayatını olumsuz etkiler.

OSB’lerle ilgili Ticaret Bakanlığının bir kararı vardı. Bu karar hangi aşamada?

OSB’lerle ilgili yasa değişikliği hazırlığı vardı. Artık son noktaya geldiğinde Türkiye’deki tüm OSB’ler ki şu an 258 civarında. Ortak görüşümüzü bildirdik OSBÜK aracılığıyla. Taslakta ciddi karşı çıktığımız maddeler vardı. Olumlu gördüğümüz maddeler vardı. OSBÜK’ün mali genel kurulu öncesi Bakan Varank’ı ziyaret ettik. 3 buçuk saat süren bir toplantıyla kendisine ifade ettik. Yazılı olarak da gerekli dökümanları verdik. Bir gün sonraki genel kurulumuza geldi. Orada da kendisine karşı çıkış nedenlerimizi anlattık. Şu an donduruldu. Meclis’e sevk edilmedi. Sanırım bu beklemenin sebebi iş dünyasından gelen tepkileri dikkate alıp uzlaşabileceğimiz bir metin için sanıyorum beklemeye alındı.

2021’i kapatıyoruz. Yeni bir yıla giriyoruz. Bir iş insanı olarak 2022’den beklentileriniz neler? İş dünyasına ve topluma mesajlarınız neler?

Bir söz vardır. Umut fakirin ekmeğidir. Aslında biz üreticiler, imalat sektöründeki sanayiciler de önümüzdeki yılları hep umut ederek hayal kurarak yaşarız. Önümüzdeki yıllarla ilgili umut etmekten vazgeçtik.  Hem dünyada hem ülkemizde arka arkaya sıkıntılar ve olaylar yaşanıyor ki. Allah daha beterinden korusun temennisiyle yılları kapatmaya başladık. Dünyadaki hammadde ve tedarik zinciriyle ilgili sıkıntıların devam edeceğini düşünüyoruz. Üretimlerimizi de duraklamayla sürdüreceğimiz artı emtia fiyatlarında halen yükselmenin devam edeceğini öngörüyoruz. 2022’nin zor geçeceğini düşünüyoruz.