Ana sayfa Bursa GAFFAR AKER YAZDI: ÖZGÜRLÜK BİR ÜLKEDE YAŞAMAK VE TADINA VARMAK!!!

GAFFAR AKER YAZDI: ÖZGÜRLÜK BİR ÜLKEDE YAŞAMAK VE TADINA VARMAK!!!

Tarih boyunca insanoğlu özgürleşebilme mücadelesini vermekten geri kalmamıştır. Tarihin ilk çağlarından başlayarak günümüz tarihine kadar durmaksızın devam eden bu özgürleşme mücadelesi diğer tüm canlıların aksine bilinçli, kontrollü ve iradi bir mücadeledir.

İnsanoğlunun  yaşamsal faaliyetleri, yanılgı ve sorumlulukları çoğaldıkça görev  ve sorumluluklarından kurtulmayı özgürleşme sayması tarihsel bir yanılgı olduğu kadar zihinsel bir yanılgıdır da. Zira tarihsel görev ve sorumluluklarından kurtulmayı başarmak özgürleşmek demek değildir. Bir horoz sabah erken ötmekten kurtulduğu zaman daha özgür bir horoz olamaz; işe yaramayan,işlevsiz bir horoz olmaya başlar. Bir kayısı ağacı kayısı meyvesi vermemeye başladığı andan itibaren  daha özgür bir kayısı ağacı olamaz; işe yaramayan alelade  bir ağaca dönüşür. İnsanoğlu  da  böyledir; Bir insan, tarihsel-toplumsal rolüne ait sorumluluklarında kaçabildiği veya yerine getiremediği müddetçe  daha özgür olamaz; aksine o konuda problem çıkartan, toplumsal değişimin önünde işe yaramayan bir takoz olmaya başlar.

Yani,sorumluluk ve özgürlük bağıntısı içinde insanoğlu özgür olup olmamanın ince ve kalın çizgilerini birlikte yaşar ve hisseder içinde. İnsanoğlu yaşadığı sürece yanılgıları arttıkça sınırsızca hareket davranışını da  özgürlük zannetmeye başlar. Bu bakış açısıyla hayata baktığımızda çelişkiye düşmemek kaçınılmazdır.Bu bir yanılsamadır.Çünkü yeryüzünde hiçbir şey amaçsız ve sınırsız bir hareket kabiliyetine sahip değildir.Doğadaki değişim ve gelişim gibi günlük yaşamımızda da her şeyin hareketi belirli ölçüler içerisinde gerçekleşir. Kolumuz sınırsız bir açıyla dönmez, güneş o kadar büyük olmasına rağmen yeryüzünü sınırsız bir ölçüde ısıtmaz. Zira insan hariç hiçbir şey, yetkisini ölçüsüz kullanamaz. İnsanoğlu hariç tüm canlı ve cansız varlıklar kendilerini kendileri yapan ölçü ve duruş  neyse ona göre hareket ederler. Dolayısıyla bu hareket ve döngü içerisinde  insanın kendi yaşam ölçüleri içinde büyümeyi öğrenmemesi tuhaf olduğu kadar tarihsel rolüne de denk düşmezdi. Amaçsız, ölçüsüz ve sınırsız hareket etmek istemesi kendini tanımaktan uzak düşmesine sebep olurdu.Buda hem ruhsal olarak hem fiziksel olarak bozulmaların, değişimlerin ve ölümlerin  yaşanması anlamına gelecektir.
          İşte bundan dolayıdır ki  özgürlük sorumsuzca hareket etme hakkına sahip olmak demek değildir. Özgürlük belli bir amaç gütmeyen, ölçüsü olmayan bir kavram da değildir. Bütün ölçülerden, kurallardan,sorumluklardan  arınmak da özgürlük değildir. Asilik,başıboşluk demek hiç değildir özgürlük…Özgürlük gerçekte insanı olgunlaşmasına, “insanın insan olma yolunda” büyümesine sebep olan bir kavramdır.Her şeyi isteyebilmek değil, isteklerini kontrol edebilme gücüne sahip olabilmekle ilgilidir özgürlük…Özgürlük toplumsal değerlere saygı gösterip,sosyo-psikolojik davranış hareket kabiliyetlerini kontrol altında tutabilmek,tadına vararak yaşayabilmektir. Hayata en az yük olan kişi, hayattan en az şeye ihtiyaç duyarak yaşayan en özgür insandır. Hayatta daha çok şeye sahip olmayı arzulamak değil,yeteri kadarına sahip olmaktır özgürlük…