Ana sayfa Bursa ÖZGÜR ERDURSUN İLE EKONOMİ, İŞSİZLİK,EYT,KIDEM TAZMİNATI ÜZERİNE SÖYLEYİŞİ: KEMAL CANKAYA

ÖZGÜR ERDURSUN İLE EKONOMİ, İŞSİZLİK,EYT,KIDEM TAZMİNATI ÜZERİNE SÖYLEYİŞİ: KEMAL CANKAYA

Sosyal Güvenlik Uzmanı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sosyal güvenlik danışmanı Özgür Erdursun’la yaptığım söyleyişide; Ekonomi, İşsizlik, EYT, Kıdem tazminatı, Salgın sonrasında sosyal yaşamda, ekonomide bizleri nasıl bir gelecek karşılayacak konuları üzerinde konuştuk.

Özgür Erdursun, çalışma hayatına dair yasal olan haklarımıza ilişkin bilmediğimiz önemli konulara da açıklık getiriyor.

 Üç bölümden oluşan yazı dizimizi keyifle okuyacağınızı umuyorum.

K.C:  Türkiye’de sayılı sosyal güvenlik uzmanlarından birisiniz, birçok ulusal yerel televizyonlarda, gazetelerde iş yaşamı ve sosyal güvenlik konusunda ülke insanlarına bilgi vererek yasal hakları anlamında aydınlatıyorsunuz. Sanırım aynı zamanda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da danışmanlık yapıyorsunuz. Türkiye’de iş hayatı ve sosyal güvenlik ne durumda? Yaptığınız araştırmalarla bizleri aydınlatabilir misiniz?

 Ö. E: Öncelikle şunu söyleyelim, CHP’nin parti tüzüğünün 39’uncu maddesine göre, MYK üyeleri görevlerinin kapsam niteliğine göre yardımcı veya uzman ile çalışma yapabilir. Yardımcı uzman milletvekilleri, parti meclis üyeleri, bunların dışında kişiler arasında ilgili MYK üyesinin önerisi ve genel başkanın onayı ile belirlenir. Bende 26 Eylül 2019 tarihinden itibaren Sayın Genel Başkanın onayı ve oluru ile CHP genel merkezinde danışmanlık yapıyorum. Bildiklerimi aktarmaya, çalışma hayatında yaşadığım ve eksik gördüğüm konularla ilgili parti yetkililerini bilgilendirmeye çalışıyorum. Hem sosyal medyada hem de yerel, ulusal gazete, dergi radyo, TV her yerde çalışma hayatını değerlendiriyorum. Çalışma hayatı ülkemizde çok karmaşık bir yapıya sahip. Çalışma hayatı ile ilgili maalesef son yıllarda 1987 yılında rahmetli Turgut Özal çalışma hayatında, özellikle emeklilik konusunda bir değişikliğe gidiyor. Rahmetli Süleyman Demirel 1992 yılında yine emeklilikle ilgili bir değişikliğe gidiyor. 1999 yılında koalisyon hükümeti emeklilikte bir değişikliğe gidiyor. 2008 yılında AK Parti emeklilikle ilgili bir değişikliğe gidiyor. Yani yakın tarihimize baktığımızda gelen hükümetler çalışma hayatı ve emeklilikle ilgili konularda çok sık değişiklikler yapıyor.  Oturmuş sabit kanunlarımız maalesef çok sık değiştiği için, vatandaşlar bu yasaları, kanunları, genelgeleri, yönetmelikleri kendilerine neler getirdiğini, ellerinden hangi hakların alındığını çok net bilmezler. Bunun içinde sosyal güvenlik uzmanlığı mesleği özellikle son 15 yıldır veya 10 yıldır Türkiye’de popüler bir meslek haline geldi. Çünkü vatandaşların yasal hakları, değişecek yasaların kendileri açısından olumlu ve olumsuz yanlarını, millet adına birileri sorguluyor. Bu yararlıdır, bu yararlı değildir yönünde bağımsız bir şekilde açıklama yapıyor. Onlardan biri olarak bu mesleği yapıyorum. Türkiye’de sosyal güvenlik denince ilk akla gelen isim Ali Tezel’dir. Ali Tezel benim hocamdır, kendisi ile ortaklık yaptık, beraber çalıştık, birçok konuda da kendisinden bilgi sahibi oldum, usta çırak ilişkileri ile. İktisat fakültesi mezunuyum, bir iktisatçıyım aynı zamanda ekonomi ve siyaset bilimi üzerine mastır programımız var. Bildiklerimi her yerde anlatmaya çalışıyorum. Doğruları anlatmaya çalışıyorum. Ama anlatırken birilerini eleştirmek, birilerine yaranmak için değil. Ben bir tarafım, halktan ve haktan yanayım, ben devletten para alan aylık maaş alan birisi değilim. Bir mali müşavirim sosyal güvenlik uzmanıyım. Ofisimde verdiğim hizmet doğrultusunda para kazanan birisiyim. Doğru bilgileri aktarmak zorundayım, bazılarının hoşuna gidebilir, bazılarının hoşuna gitmeyebilir. Doğru bilgileri veriyorum. Çalışma hayatı konusu merak edilen bir konu, bilinmeyen bir konu özellikle emeklilik konusu, çalışma hayatının tamamı onlarca çalışma hayatı ile ilgili konu var. Son dönemlerde bunları Türkiye’nin gündemine taşıma gibi bir misyonumuz oldu. Başta emeklilikte yaşa takılanlar konusu, Türkiye’de EYT’den yaşa takılanlar konusunu ben ulusal televizyonlarda anlatırken, henüz EYT derneği kurulmamıştı. Daha sonra dernek kuruldu, dernek yöneticilerine bilgiler aktardık. Mağduriyetleri ulusal ve yerel televizyonlarda her mecrada anlatmaya çalıştık. Çünkü emeklilikte yaşa takılanlar büyük bir kitle oldu. Haklılıklarını anlatmaya çalıştık, emeklilikte yaşa takılanlar bize inanan milyonlarca kişi yasal hakları verilsin diye. AK Partiye, MHP’ye oy verenler dahi bu konuda ben bir CHP’li olarak, evet CHP’li Özgür Erdursun doğruları söylüyor diyebiliyorlar. EYT Derneği ile yapmış olduğumuz görüşmelerde siz sadece emeklilikte yaşa takılanlar konusunu gündeme getirmeyin, Türkiye’de EYT dışında onlarca konu var. Bunları da belirleyelim, bunları da Türkiye’nin gündemine getirelim dedik. Bu konuları da Türkiye’nin gündemine getiriyoruz. İstanbul’da bir miting yapıldı. 2 Milyon kişiye yakın vatandaş Maltepe’de toplandı yasal haklarını talep etti.

Yenikapı’da miting yapıldı, Ankara Tandoğan’da miting yapıldı. Ben bu mitinglerde konuşmacı olarak vardım, doğruları anlatmak için vardım. Kitleler artık sendikalardan daha çok STK olarak EYT Derneğine, bizlere daha çok ilgi göstermeye başladı. Çünkü dernek, sendikalar gibi değil, büyük paralar alan altlarında son model arabası olan, başkanlık için büyük yarışa giren kişiler değil! Hepsi işçi sınıfı, yasal haklarını birileri onlar adına anlatıyor. Ve doğru anlatmaya çalışıyoruz. Dedim ki, ülkemizde emeklilikte yaşa takılanlar konusunda bir maliyet açıklandı. Sayın Cumhurbaşkanı dedi ki; maliyet 750 milyar 2018’de, Sayın İçişleri bakanı Süleyman Soylu dedi ki, maliyet 800 milyar, o dönemde Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütçesi o kadardı. Düşünün Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütçesi kadar bir maliyet olabilir mi? Mümkün değil. Daha sonra hesaplamalar yaptım. EYT’ye takılanların sayısını ilk defa ortaya çıkaran kişi oldum. 1999 yılında çıkan yasayla beraber kaç kişi yaşa takılmış, kaç kişi emekli olmuş, EYT’ye takılan olarak bekleyen kaç kişi var, bu rakamı ve maliyetini ortaya çıkardığımda 2019’da EYT Derneğine sundum. Kendileride Sayın Cumhurbaşkanın da isteği ile sosyal güvenlik politikalarından sorumlu Vedat Bilgi Bey’le görüşme yaptılar. Vedat Bilgin Bey’e bizim raporumuzu sundular. Daha sonra bir tane daha dernek var, EYT Derneğinin dışında Emeği Yasalara Takılanlar Derneği o kişilerde beni aradılar, sonra Ankara’da yetkililerle görüşeceğiz bize o raporu verir misiniz diye?O kişilere de verdim, o kişilerde gidip aynı kişilere raporu sundular. Sonuçta bizim raporumuz yerelde, ulusalda gazetelerde her yerde haber oldu. Bir maliyet rakamı ilk defa ortaya çıkmış oldu.

K.C: Ne kadar maliyet rakamı ortaya çıktı?

Ö.E: O dönem yaklaşık olarak 15 milyar, 18 milyar yıllık maliyeti olur demiştim, 750- 800 milyarlardan 15-18 milyar bir maliyeti olur dedim. Daha sonra Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk AK Partinin bir iftar programında bir açıklama yaptı. EYT’nin maliyeti 10- 60 milyar arasıdır dedi. Yani bizim rakamımıza bir şekilde yaklaşmış oldular. Biz bu rakamları açıklarken hepsinin bilimsel olarak araştırmasını yaparak bunları söyledik. EYT’de o mücadele aynı kitlenin başka bir sorununu ortaya çıkardı. Ülkemizde çalıştıkça pirim ödendikçe ilerde emekli olunduğunda alınan maaşlar düşüyor. Ülkemizde hiçbir zaman 2004 yılına kadar emekli maaşı asgari ücretin altına düşmemişti. Şimdi geldiğimiz noktada 2018 seçimlerinde CHP milletvekili adayıydım.  Ankara’da seçim bildirgesi hazırlanırken, benim küçük bir katkım olmuştu. Bu konuları seçim bildirgesine koymuştuk. Sayın genel başkanımız o dönemde dedi ki; en düşük emekli maaşı 1603 TL olmalı, çünkü asgari ücret 1603 TL’ydi. Sayın Cumhurbaşkanı dedi ki; CHP’lilerin bu konu ile ilgili pek bilgileri yok. Zaten en düşük emekli maaşı 1603 TL asgari ücret kadar diye bir açıklama yapmıştı. Seçimler bitti, seçimden sonra AK parti yasal bir düzenleme yaparak en düşük emekli maaşını 1000 TL’ye tamamlama kararını aldı. Demek bizim dediğimiz doğruymuş!..  Arkasından pandemi süreci geldiğinde baktık ki en düşük emekli maaşını yasal düzenlemeyle 1500 TL’ye çıkardılar. Kendi emekli primleriyle bir kişi emekli olmuşsa en düşük 1500 TL alır. Hak sahibi ise ölen eşinden, anasından, babasından, hak sahibi olanların maaşları 1500 TL’nin altında, bu durumda olanlar yaklaşık 2 milyon kişi, herkesin maaşı 1500 TL olmadı, kendi primleri ile emekli olanlar en düşük 1500 TL alıyor.

K. C: Dışarıdan baktığımızda algı olarak herkesin en düşük 1500 TL emekli maaşı aldığı havası oluşturuluyor ne diyorsunuz?

Ö.E: Hiçte öyle değil! Bugün asgari ücret ne kadar? 2324 TL AGİ ile beraber, gerçekte asgari ücret 2123 TL, asgari ücret 2324 TL’den düşük olmasına rağmen emekli maaşı 1500 TL’ye tamamlanıyor. Çünkü 2008 yılında bir yasal düzenleme yapıldı. 2008 yılında hem emeklilik yaşı 65 yaşına kadar kademeli olarak çıkarıldı. Kadınlarda ve erkeklerde hem de aylık bağlama yani maaş bağlama sisteminde değişiklik yapılarak çalıştıkça, prim ödendikçe maaşların düşmesi ile ilgili yasal bir düzenleme geldi. Bu konu hala tam anlamı ile vatandaşların bilgi sahibi olduğu bir konu değil, ilerde çok büyük mağduriyetler doğuracak. Türkiye’de asgari ücret düşüktür ama maliyeti yüksektir. İşvereninde maliyeti yüksektir. 2324 TL asgari ücretli için işveren devlete 1103TL SGK olarak öder. Maliyetine baktığımızda 3600 TL. Yemek, yol, tazminat diğer yasal haklarını çıkartıyoruz, onlar işin içinde olmadan bir asgari ücretlinin maliyeti 3600 TL’dir. Onları da işin içine koyduğumuzda 4000 TL’nin üstüne çıkıyor. Yani bir asgari ücretli çalıştırmaya karar verdiğinizde 2324 TL veriyorsunuz, bir o katı kadar da vergi ve yasal yükümlülükler ortaya çıkmış oluyor. Bu kadar yüksek sigorta primi maliyeti de ülkemizde kayıt dışı çalışma, daha düşük ücretle gösterilme, emekli olduğunda daha az maaş alma gibi sistemleri doğuruyor.

Bugün ülkemizdeki bu sistem gelecekle ilgili, gençleri ve daha küçük yaşta olan çocuklarımızı, büyük sıkıntıları beraberinde getirdiği bir sistem haline getirdi. Emeklilik yaşı 65 yaşına çıkmış, düşünün 65 yaşında emekli olacaksınız,  çalışırken 2324 TL asgari ücretle çalışıyorsunuz. 65 yaşına geldiğinizde de 1500 TL alacaksınız, zaten cebinize para girmiyor, giderlerinizi zor karşılıyorsunuz, emeklilik hayali kuruyorsunuz, emekli olduğunuzda da 1500 TL ile geçinmek zorundasınız. 1500 TL ile geçinmek imkânsızdır! 1500 TL ile geçinmek imkansız olduğu için emeklilerde çalışmaya devam ederler. Emekliler de kayıt dışı çalıştığı için, ülkemizde işsizlik rakamları da çok fazladır. Bugün ülkemizde 3 Milyon 750 bin, Nisan ayı itibari ile böyle bir rakam açıklandı 3 Milyon 750 bin kişi işsiz diye. Bugün SGK verilerine göre, TÜİK verilerine göre ele aldığımızda TÜİK verileri diyor ki;3 milyon 750 bin kişi işsiz, SGK verileri diyor ki; 9 milyon kişi işsiz, bugün ülkemizde 9 milyonun üzerinde işsiz var.  İşsizliğin en önemli nedenlerinden birisi anlattığım gibi sosyal güvenlik sistemiyle birbirine bağlıdır. Gelecekle ilgili umudu olmayan, emeklilik hayali olmayan kişiler sigortasız çalışıyorlar. Gelecekle ilgili olmayanlar bugün zaten geçimini sağlayamayan düşük ücretle çalışan kişiler, öyle ise benim primlerimi düşük göster üstünü de bana ver der. Bu nedenle devletin kasasına az para girer, kayıt dışılık fazla olur, kayıt dışılık devamında başka sorunları getirir. Ülkemizde çalışma hayatı ciddiye alınan bir konu değil maalesef… Ulusal televizyonlarda onlarca tartışma programları izleriz. Bir hafta boyunca o konuyu konuşuruz, üç gün sonra unuturuz, üç gün sonra hatta ne konuştuğumuzu da unuturuz. Gündem çok hızlı değişir ama hepsi sanal gündem, mesela şu an Ayasofya konusu konuşuluyor. Ayasofya konusu herkes tarafından konuşuluyor, eminim ki bir ay sonra kimse konuşmayacak. Ama düşük emekli maaşı, düşük asgari ücret, işsizlik, gelecek, gelecek kaygısı gibi konular çok önemliyken hiçbir televizyon kanalında bu konu ile ilgili tartışmaya rastlayamazsınız. Aslında olması gerek, bu konularla ilgili projeler ortaya konulmalıdır, İktidar partisi, muhalefet partisi için öncelikli konu gelecek, gençler, işsizlik olmalıdır. Hepimiz ölümlü dünyadayız, dünyaya geldik hepimizin görevi var, karnımızı doyurmaya çalışıyoruz, ev almaya çalışıyoruz, araba almaya çalışıyoruz, çocuklarımızı okutmaya çalışıyoruz. Ama bunların dışında hepimizin bir misyonu var; çalışmak, üretmek, gelecekle ilgili planlar üretmek. Gelecekle ilgili ben kaygı duyuyorum, çünkü sistemi biliyorum, bu sistem sürdürebilinir bir sistem değil. Sistem nasıl sürdürülebilir bir sistem haline getirilebilinir? Çalışanlar, işsizler, emekliler nasıl daha mutlu olabilirler? Bunla ilgili planlar ortaya koyabilmemiz gerekir. Benim amacım da Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir evladı olarak, bu ülkede yaşayan bir Türk vatandaşı olarak, bunları yazmaya çalışıyorum. Mümkün olduğu kadarıyla yazıyorum, çalışmalar yapıyorum, bazen saatlerce, günlerce, haftalarca programlar yapmaya çalışıyorum, gerektiği yerlere ulaştırmaya çalışıyorum. Bir şekilde bizim çalışma hayatını düzene ve dengeye getirmemiz gerekiyor.