Ana sayfa Güncel MÜSİLAJDA EVSEL ATIKLAR VE ZEYTİN ETKİSİ!!!

MÜSİLAJDA EVSEL ATIKLAR VE ZEYTİN ETKİSİ!!!

MÜSİLAJDA  EVSEL  ATIKLAR VE ZEYTİN ETKİSİ!!!

Salgınla mücadele ederken diğer yanda ilginç doğa olayları da yaşıyoruz.

Bir yanda yağışlar sonucu ülkemizin dört bir yanında afetler yaşandı. Sel ve heyelanlar sonucu büyük oranda toprak kayıplarının yaşandığını bilim insanlarının yaptığı araştırmalar sonucu görüyoruz.

Diğer tarafta 2007 yılında ilk kez görülen müsilaj ( deniz salyası) kısa süreli doğa olayı olarak değerlendirilerek yetkililer tarafında dikkat alınmadı.

Müsilajla ilgili birçok yetkili bilim insanları farklı farklı değerlendirmelerde bulundular.

Müsilajın bir doğa vakası olmadığına dair bir kısım araştırmacı ortak noktada buluşuyorlar.

Marmara Denizi’ndeki kirliliğin nedenleri konusunda yapılan araştırma raporunda müsilajın sebebine işaret edildi.

Raporda yapılan değerlendirmede deniz kirliliğine sebep olan etkenlerin başında evsel atıkların, zeytin ve zeytinyağı tesislerinde yapılan işlemlerin müsilajın oluşmasında en önemli etken olduğu belirtiliyor.

Marmara kıyısında yer alan zeytin işleme ve zeytinyağı üretim tesislerinden çıkan atıkların arıtılmasının çok güç atık sular olduğuna dikkat çekiliyor.

“Yaz aylarında turizme bağlı olarak artan nüfustan kaynaklanan evsel atık sular, kış aylarında ise zeytinyağı üretiminden kaynaklanan zeytin karasuyu en önemli çevresel sorunları oluşturmakta”

DSİ eski Genel Müdür Yardımcısı Dursun Yıldız ise şu tespit ve uyarılarda bulunuyor.

“Susurluk ve Biga nehirleri havzasında aşırı gübre kullanımı sonucunda Marmara’ya taşınan azot ve fosfor yükleri Marmara Denizi’nin dengesini tamamen bozdu. Bu nedenle Marmara Denizi’nin acil eylem planı kapsamında hemen oksijen çadırına alınması gerekiyor. Müsilaj bu ekolojik dengedeki çöküşün bugün itibariyle bize yansıyan sonucudur. 2007 yılından bu yana kendini göstermiş ancak yönetimler bu mesajı almayınca daha geniş alanlara yayılmak zorunda kalmıştır.”

“Marmara’da özellikle azot ve fosfor kirlilik yükünün yüzde 60’ı daha çok karasal kirlilik yükü olarak Marmara’nın çevresinden geliyor. Özellikle Güney Marmara, İzmit Körfezi ve İstanbul kirlilik yükünde başı çekiyor. Marmara Denizi’ne havzadan gelen karasal kirlilik yükünün yaklaşık yüzde 70’inin evsel, yüzde 28’inin derelerden gelen yayılı yük, yüzde 2’sinin de sanayi kirlilik yükü olduğunu biliyoruz.”

Rapora görüş sunan uzmanlar müsilajın nedenlerini ortaya koyarken, denize kıyısı olan yerel yönetimlerin derin deşarj tesislerinin evsel atıklar başta, derelerden gelen atıkları arıtmadığını görüyoruz.

Öncelikli olarak yapılması gereken, derin deşarjın yapıldığı tesislere ek olarak biyolojik arıtma tesislerinin hayata geçirilmesi gerekiyor.

Yapılan değerlendirmeye baktığımızda, deniz kirliliğinin baş sebebi olarak görenlerin aksine, sanayi atık salınımının etkisinin yüzde 2 düzeyinde olduğu ifade ediliyor.

Bu süreçte, denize kıyısı olan kent yöneticileri birbirlerini suçlamak yerine deniz kirliliğinin önlenmesi için ortak eylem planı ortaya koymalılar.