Ana sayfa Bursa MÜFİT YAVUZ YAZDI: ÇEVRE ÜZERİNE…

MÜFİT YAVUZ YAZDI: ÇEVRE ÜZERİNE…

ÇEVRE ÜZERİNE…

Oldum olası çevreye duyarlılık gösterenleri, doğaya saygılı olanları sevmişimdir…

Hele de çevre ve doğa için mücadele edenlere, ses çıkaranlara, farkındalık oluşturmaya çalışanlara hayran olmuşumdur…

Son yıllarda tarihinde hiç olmadığı kadar rantuğruna kıyılarımız, yaylalarımız, derelerimiz, ormanlarımız yağmalandı!

Beton ekonomisi”nin kentleri nasıl yaşanılamaz hale getirdiğini gördük…

İstanbul’da ”Deprem Toplanma Alanları”nın bile imara açılmasına şahit olduk, Zeytinburnu ve Bakırköy Sahili’nin beton yığınına döndürülmüş  son hali, tam bir içler acısıdır!..

Erdoğan bile,  sanki çeyrek yüzyıldır İstanbul’u başkaları yönetiyormuş gibi,  “İstanbul’a ihanet ettik!” demişti…

Trabzon da başta Uzungöl olmak üzere, dereleriyle, yaylalarıyla bu yağmanın oluşturduğu olumsuzluklardan nasibini aldı…

Daha çok beton, daha çok rant sonucu tahrip edilen doğanın karşılığı olarak; taşan derelere verdiğimiz canları düşününüz…

Hiçbir kişisel çıkar gütmeksizin, yalnızca yaşanabilir bir dünya uğruna verilen mücadeleden, daha masum, daha haklı, daha meşru, daha insani ne olabilir ki?

Geliniz çevreye değişik bir açıdan bakalım…

Hepimizin üzerine titrediğimiz ve tek başına sahibi olduğumuz, varlıklarımız vardır…

Araba gibi, ev gibi…

Birisi arabamızı çizse, evimizin camını kırsa örneğin

Neler yapmayız!

Kimimizin çeşitli hisse oranlarıyla ortak olduğumuz şeyler de var…

Ne bileyim?

Memleketteki baba evi, dededen kalma arazi veya bir bahçe…

Veya bir aile mezarlığı mesela…

Ne kadar zorumuza gider değil mi, birisi zarar verse?

Bahçedeki ağaçtan bir dal koparsa!

Ama 83 milyonda bir hissedarı olduğumuz şeyler de var…

En başta gökyüzü…

Dereler, denizler, kumsallar, dağlar, yaylalar…

Aklınıza ne geliyorsa…

Oksijen, hava, su…

Çevreciler bunlara sahip çıkıyor işte…

Ortak mülkiyetimiz olan şeylere…

Kişisel mülkiyetimize sahip çıkmamız,

Ne kadar yasal, ne kadar meşru, ne kadar haklıysa

Çevrecilerin de ortak mülkiyetlerine sahip çıkmaları,

O kadar yasal, o kadar, meşru ve o kadar haklıdır…

Derelerine HES yapılmasına karşı çıkan Çamlıhemşinli Fadime teyze de, Kaz Dağları’nda siyanürle altın aranmasın diye günlerdir nöbet tutan Meltem kızımız da saygıyı hak ediyor…

İkizdere’de ağacına, deresine, yaban hayvanına, balına, çayına, yeşiline sahip çıkanlara da,

Yurdun dört köşesinden pandemi koşullarında onlara desteğe koşanlara da;

Selam olsun!

Selam olsun!