Ana sayfa Dünya MÜFİT YAVUZ YAZDI: AKP’YE YAKALANMAK!

MÜFİT YAVUZ YAZDI: AKP’YE YAKALANMAK!

AKP’YE YAKALANMAK!

Sokağa çıkma yasaklarına uyup, uzun süre dışarıya adım atmadan evde oturan biri olarak, diğer ülkelerdeki insan görüntülerini imrenerek izliyorum…

Kafelerde, restoranlarda, sokaklarda neşe içindeki Avrupalıları görünce, kendi kendime “bizim neyimiz eksik” demeden kendimi alamıyorum..

Sorunun cevabı çok basit aslında,

Biz dünyadan  farklı olarak yalnız korona salgınına değil, AKP’ye yakalanmıştık…

Salgınla mücedele için akıl ve bilim gerekirdi, onlar, başlangıçta bocalamış olsalar da aklı ve bilimi önceleyerek, bu felaketten en az kayıp vererek sıyrılmayı başardılar….

Öyle anlaşılıyor ki, daha uzun süre salgının tehdidi altında yaşamaya devam edeceğiz…

Türkiye, özellikle tıp alanında dünyadan hiç de geri kalmayacak donanıma,  salgınla mücadele edecek yeterli bilgi ve deneyime sahipti… 

Cumhuriyet’in ilk yıllarında dünyaya aşı verebilen, halkı kıran salgın hastalıklarla mücadeleden zaferle çıkan, verem, kolera gibi hastalıkları bu topraklardan silen bir ülke iken, korona karşısında düştüğümüz acınası durum, düşündürücüdür…

Oysa, hiçbir şey yapmadan sadece Türk Tabipleri Birliği’ni dinleselerdi, uyarılarını ciddiye alsalardı, şimdi bizler de evlerimizde pineklemek yerine, maskeleri fırlatıp kutlama yapacaktık…

Yapamadık, salgını başımızdan def edemedik!

Çünkü; akılsızlık, öngörüsüzlük, beceriksizlik koronadan daha sinsi  ve tehlikeliydi…

AKP kadrolarının vurdumduymazlığının, bilimi ve aklı dışlamasının kurbanı olduk…

Salgının başlarında, diğerler ülkeler seyahatlere engel koyarken, bunlar, ulaşımı teşvik etmek için uçak biletlerini düşürdüler…

Sanki açılış için başka zaman yokmuş gibi, Ayasofya’ya binlerce insanı yığdılar…

Yetmedi, lebalep kongreler yaptılar, kongrelere otobüslerle yurdun dört bir yanından binlerce insan taşıdılar…

Sırf korona ile mücadelede başarılı olduklarını gösterebilmek için, hasta sayılarını, ölüm sayılarını gizlediler…

Aşı konusunda üst üste, birbirini yalanlayan açıklamalar yaptılar…

Dünyayı da yalanlarla kandırırız sandılar…Şampiyonlar Ligi organizasyonlarını İstanbul’dan almaları,  yalanlarının yüzlerine vurulmasıydı aslında,  mahcup da olmadılar…

Halktan, günlük yaşamdan, sıkıntılardan o kadar uzaktılar ki, sırf turizm sezonunu kaçırmayalım diye, halka kene muamelesi yaptılar…

“ Aşımızı olduk” yazılı maskeli videolarla turist çekeceğim diye, halkı büyükbaş hayvan  sürüsüne benzettiler…

Tutarsız, ilgisiz yasaklarla halkı perişan ettiler…

Yıllar önce bir yerlerde okumuştum:

Malatya’nın Pötürge ilçesine bir Amerikalı araştırma yapmak için gelir…Doğaya, insanların misafirperverliğine hayran olur…

Köyün ileri gelenleriyle sohbet ederken, tuvalete gidesi gelir…

Tuvaleti sorar…

Köyün yaşlısı, köyde tuvalet olmadığından, hacetini gidermesi için bir tepeyi gösterir, tepenin arkasına gitmesi gerektiğini söyler…

Amerikalı işini görüp döndükten sonra, ihtiyara;

– Her şeyiniz çok güzel, çok muhteşem ama, bir tek organizasyonunuz eksik, der…

Yaşlı köylünün cevabı, tam da bugünkü gibi günceldir:

– Efendi, o dediğiniz şey bizde oldaydı, şimdi sen benim babamın toprağına yestehleyeceğine, ben senin babanın  toprağına yestehlerdim!

Ben bu hikayeyi korona için anlattım,

Siz isterseniz Filistin’e yorun!

Avrupalılar koronayı atlatmanın keyfindeler şimdi…

Ne kadar kutlasalar azdır…

Onların bizden farkları, zenginlikleri, refahları değildi…

Fark, onları  düşünen yöneticilere sahip olmalarıydı…

Bizim sorunumuz ise salgından daha büyüktü…

AKP’ye yakalanmıştık çünkü!