Ana sayfa Güncel MASKE SIKINTISININ ARKASINDAKİ GERÇEKLER!!!

MASKE SIKINTISININ ARKASINDAKİ GERÇEKLER!!!

MASKE SIKINTISININ ARKASINDAKİ GERÇEKLER!!!

Korona virüsü (KOVID-19) salgınının başlaması ile birlikte, salgına karşı alınan koruma önlemlerinin başında, maske kullanımı gündemin başına oturdu.

Çin’de başlayan KOVID-19 salgını sonrasında, ülkemizde maske üretimi ve ithalatı ve ihracatı konusunda hareketlilikler gözlemlendi.

Amerika ve Avrupa’da salgının yayılması aşamasında, Türkiye’de yüksek oranda sağlık ekipmanları ve koruyucu maske ihracatı yapıldığı yönünde, bakanlık tarafından açıklama yapıldığını da biliyoruz.

11 Mart itibari ile,” Türkiye’de Korona virüsü  (KOVID-19)  salgınına karşı alınacak önlemler konusunda, çeşitli yetkili kurumlar tarafından açıklamalarda bulunuldu.

Yapılan açıklamalar birbiriyle örtüşmüyor.

Bazı yetkili ağızlar, koruyucu maskenin açık havada kullanılmaması yönünde düşünce beyan ederken, aksi yönde düşünenler,  maske kullanımının salgının yayılmasına karşı zorunlu olduğunu belirtiyor.

Günlük olarak kullandığımız maskeler, ne kadar koruyucu özelliğe sahip? Orası da ayrı bir tartışma konusu.

Vatandaşa dağıtılan maskelerin 10 kuruşluk maskeler olduğu, hiçbir koruyucu özelliği bulunmadığı yönünde de bilgiler aldım.

Görülen o ki; Korona virüsü salgınına karşı çelişkili açıklamalar, radikal anlamda önlem alma noktasında gecikmelere neden oldu.

Maske takılır, takılmaz tartışmaları sürerken,  Korona virüsü (KOVID-19)  etkisi altında olan ülkelere maske ihracatı yapılıyor.  

Diğer taraftan, salgına karşı koruyucu maske dağıtmaktan ve sağlamaktan aciz olan bir yönetim anlayışı ile karşı karşıyayız.

Özellikle, Korona virüs  (COVID-19) salgınında korunması gereken doktorlar, sağlık çalışanları büyük riskler altında bulunuyor.

 Doktorlar, sağlık çalışanlarının salgından korunması için gerekli olan koruyucu maske, tulum ve ekipmanlarının yetersizliği karşısında isyan ediyorlar.

Tabi, böylesi bir durumda insanın aklına deli sorular takılıyor.

Ticaret Bakanlığının 2019/ 1 tebliği ile koruyucu maske ve iş güvenliği ekipmanlarının ithalatına kısmi yasaklama getirildi.

Bu hususta, Türkiye İş Güvenliği İş Adamları Derneği üyesi olan firmaların tepkileri olduğunu görüyoruz.

Ticaret Bakanlığı ile yaptıkları görüşmelerden sonuç alamadıklarını, kısmi ithalat yasağının devam etmesi durumunda, birçok firmanın kapanmakla karışı karşıya kalacağını, hatta iflaslar yaşanacağı yönünde sıkıntılarını dile getirmişler, seslerini duyuramamaktan yakınıyorlar.

İlginç olansa;  ithalat yasağı konurken, saraya yakınlığı olan bir  firmaya ayrıcalık tanınıyor olması!!!

Saraya yakın olan, her işini gören, bu ithalatçı firma kimindir, kimler ortak? 

Diğer taraftan aldığım bilgilere göre, hiç şaşırmadığım bir iddia var.

 Bir bakanın yakınının da ortak olduğu, üç yıldır maske imalatı yapan üç maske üreticisi firmanın Ticaret Bakanlığına baskısı üzerine, maske ithalatına kısıtlama getirildiği doğru mu değil mi?

İthalatın yasaklanmasının gerekçesi ise, yerli üretimi geliştirmek olarak gösteriliyor.

Bunun üzerine, böylesi bir uygulamanın üretim kalitesi Avrupa standartları açısından bazı sıkıntılara neden olacağı için,  TİGİAD (Türkiye İş Güvenliği İş Adamları Derneği) bakanlık düzeyinde bazı girişimlerde ve görüşmelerde bulunuyor. İthalat yasağının sakıncaları ile itirazlarını dile getirmelerine rağmen, bu kararlar ısrarla devam ettiriliyor.

Geçtiğimiz günlerde, CHP Bursa Milletvekili Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, sosyal medya yaptığı açıklama ile Ticaret bakanlığına bazı sorular yöneltti;

-İthalat izni verdiğiniz 1, üretim izni verdiğiniz 3 firma, korona virüs (COVID-19) Çin’de görüldüğü günden bizde görülen 11 Mart tarihine kadar geçen sürede, bütün dünya koruyucu malzemeleri toparlarken, maske toparlarken, maske stoku yaparken, bu firmalar bizim ülkemizden başka ülkelere maske ihracatı yaptılar mı? 

-Bakanın televizyona çıkıp ‘1 milyar 300 milyon maskemiz var’ dediği maske hangisidir? Günlük kullandığımız, yoksa solunum cihazı olarak kullanılan maskeler midir? 

-Hemen arkasından İçişleri Bakanı çıktı ‘biz olmasaydık Bakanlık maske bulamayacaktı’ dedi. Bu neydi?

Tabi, İçişleri  Bakanı Süleyman Soylu’nun, biz olmasaydık Bakanlık maske bulamayacaktı  sözü çok manidar geldi!!!

AB İş Güvenliği Federasyonu Türkiye Temsilcisi olan, ESF üyesi TİGİAD (Türkiye İş Güvenliği İş Adamları Derneği’nin Ticaret Bakanlığına ithalat yasağına ilişkin kaygılarını dile getiren 16. 04. 2019 tarihli dilekçesini ekte paylaşıyorum.

               KONU: 2010/1 sayılı İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ, 4. Maddesi

T.C. TİCARET BAKANLIĞI

(İthalat Politikaları İzleme Daire Başkanlığı’na)

31.01.2019 Tarihi itibariyle konu tebliğin 4. Maddesine istinaden uygulanmaya başlanan yeni kayıt sisteminin, temsilcisi olduğumuz iş güvenliği sektöründe teknik ürün ithalatı yapan birçok firmanın faaliyetlerini durdurma noktasına getirdiğini üzülerek bildirmek isteriz.

Kayıt belgesine tabi olan 42.02 ve 42.03 tarife pozisyonları ile 61., 62., 63., 64. (64.06 hariç) fasıllar altında sınıflandırılan eşyalar, iş güvenliği sektöründe tüketimi yüksek olan iş eldiveni ve iş kıyafeti gibi birçok farklı kişisel koruyucu ekipmanı de kapsamaktadır. Sektöre markalaşma yolunda kendi ürünlerini yurt dışı fabrikalarda üreterek veya yabancı markaların Türkiye temsilciliğini yaparak hizmet eden üyelerimiz, kayıt sistemi kapsamında ithalatçı firmalardan talep edilen ekteki “İHRACATÇI- ÜRETİCİ BİLGİ FORMU” belgesini, içeriğindeki ticari sır niteliği taşıyan bilgiler nedeniyle tedarikçilerinden temin etmekte güçlük çekmektedir. Bazı üyelerimiz belgeleri eksiksiz tamamlamasına karşın yine de ithalat için zorunlu olan kayıt belgesini alamamakta, bu nedenle ithal ettikleri ürünleri gümrüklerde bekleterek yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalmaktadır.

Uzun yıllardır sektöre ithalatçı olarak hizmet eden üyelerimizin karşılaştıkları bu zor durum neticesinde artık faaliyetlerini durdurma noktasına gelmeleri, temel amacı üye firmaların yaşamlarını sürdürebilmeleri ve sektöre kaliteli hizmet verebilmelerini sağlamak olan derneğimizi endişelendirmektedir. Her geçen gün kapasitesi artıyor olsa dahi yerli üretim kişisel koruyucu ekipmanların, Türkiye gibi sanayisi büyük bir ülkenin tüketim ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalacağını, ithal edilen birçok teknik ürünün maalesef henüz ülkemizde üretilemediğini ve çok yakın bir zamanda sanayinin ihtiyacı olan kişisel koruyucu ekipmanların piyasada bulunamamasından dolayı iş kazalarında artış olabileceği ve hatta bu ekipmanlara ihtiyaç duyan işçi ve sendikaların çalışamaz duruma gelebileceği endişelerimiz arasındadır.

Tüm emekçilerin can güvenliği ve üretimin devamlılığı için her zaman önem arz eden iş güvenliği sektörünün olmazsa olmazı olan kişisel koruyucu ekipmanların konu tebliğ kapsamında olan gözetim uygulamasından çıkartılması, sektörün ve sanayimizin büyümesi yolunda yerinde bir karar olacağını, bu konuda desteklerinize ihtiyaç duyduğumuzu arz ederiz.