Ana sayfa Bursa KORONA GÜNLERİNDE SİYASETTEKİ REZİL HALLER!!!

KORONA GÜNLERİNDE SİYASETTEKİ REZİL HALLER!!!

KORONA GÜNLERİNDE SİYASETTEKİ REZİL HALLER!!!

Korona virüsü (COVID-19) salgını önlemlerinin başladığı 11 Mart’tan bugüne kadar, siyasette yaşananlara baktığımızda, Korona günlerinde alınan kararlara baktığımızda kelimenin tam anlamı ile rezillikten başka bir şey değil.

Bu süreçte neler mi yaşandı?

Salgının ülkemizde yayıldığı günün arkasında, yerel yönetimler insanların yaşamlarını kolaylaştırmak için bazı önlemler almaya başladı.

CHP’li belediyeler, sosyal belediyeciliğin gereği olarak, vatandaşların ihtiyaçlarının daha iyi sağlanabilmesi için, bağış ve yardım kampanyası çağrısında bulundu.

Dayanışma kültürü olan ülke insanımız bu çağrıya olumlu cevap vererek, kendilerine verilen banka hesaplarından belediyelere bağışta bulundular.

İnsani yardımlar için yapılan bağışlara, İçişleri Bakanlığı genelgesi ile bloke konuldu.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “ Devlet içerisinde devlet olmaz” sözleri ile yardımların vatandaşa sağlıklı ve kolay ulaşmasının yollarını engellemiştir.

Daha rezil olansa; Osmanlı’dan günümüze kadar yoksullara ve düşkünlere sıcak yemek hizmeti veren aşevlerine yardımı engellemek, yasaklamak hangi vicdana ve insanlığa sığıyor.

Her türlü engellemelere ve gayri ahlaki dezenformasyona rağmen, CHP’li belediyeler vatandaşa yardımları ulaştırıyorlar.

Tabi olağanüstü salgın sürecinde rantsal hesaplar, ihaleler de hızlı bir şekilde yapılıyor.

Diğer tarafta, Korona virüsü salgınını fırsata dönüştüren AKP iktidarının, Kanal İstanbul ihalesini, yangından mal kaçırırcasına yapması gerçekten rezilliğin dik alası!

Bu nasıl bir anlayış, nasıl ruh hali, nasıl bir vicdan?! Doğal sit alanı olan “Salda Gölü” nün doğal ekolojik yapısını yok etmek için kepçeler, kamyonlar sokularak inşaat faaliyetleri başladı.

Yazıklar olsun, yazıklar olsun, fırsatçı reziller!!!

Bursa’da fırsattan istifade eden maden şirketi “Meyra Madencilik”  Korona virüsü karantinası ile ortalığı boş bulup, Yenişehir Kirazlıyayla köyünde ağaç katliamı yapmaya devam etti.

Bu doğa katliamına karşı köylüler, çevreciler, CHP’liler tepkilerini koymak istediklerinde jandarma ve polis engeliyle karşı karşıya kaldılar!

Tabi bu arada, Manisa’nın Gölmarmara ilçesinin AK Partili belediye başkanı Kamil Öz’e ait Şükra Enerji, Nilüfer Çalı Mahallesinde HES inşaatı yapmak için Korona virüsü karantinasını fırsat bilerek harekete geçti.

 Çalı Mahallesi sakinleri, CHP Bursa İl Başkanımız İsmet Karaca, Nilüfer İlçe Başkanı Fırat Yılmaz, Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Kadın ve Gençlik örgütleri başkan ve üyeleri, meclis üyeleri, ÇEKÜDER ve Çalı halkının katılımıyla Çalı’da HES ‘e karşı tepkilerini koydular.

Adanalı tır şoförünün dediği gibi, “ korona virüsü bizleri öldürmeyecek, amma adaletsiz düzeniniz öldürecek” sözü boşuna değil.

 Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun ismini, daire başkanı olmadan önce duyan var mı?

Büyük çoğunluğumuz, Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı olduktan sonra, vatandaşlarımız ve ben uzaktan tanıma imkânına nail olduk.

Fahrettin Altun, Korona karantinasının yaşandığı olağanüstü günlerde, İstanbul Kuzguncuk’da Vakıflardan kiraladığı sit alanı araziye inşaat yapımının yasak olduğunu haber yapan Cumhuriyet Gazetesine terör suçundan dava açmış.

Sayın İletişim Başkanı Altun, bulunduğu konumun imtiyazını kullanarak,  haberi yapanları baskılayarak gözdağı veriyor.

Gelelim, geçtiğimiz hafta sonu, uygulanan sokağa çıkma yasağı sonrası gündemi işgal eden eleştirilere ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kabul görmeyen istifa mevzusuna…

Sokağa çıkma yasağı doğru bir karar, yanlış olansa insanların ihtiyaçlarını karşılamak için tanınan 2 saatlik bir süre. Bu süre zarfında doğal olarak vatandaşın panikleyerek, bilinçsiz bir şekilde fiziki mesafeyi hiçe sayarak, iç içe marketlerde alışveriş yapması, tabi kavga görüntüleri rezilliğin tuzu biberi oldu.

 O güne kadar alınan önlemlerin tamamı boşa gitti. Durumu pozitif olanların sokağa çıkma yasağının ilan edilmesi sonrasında sokağa dökülmesiyle salgını yaymış oldular!!!

Bilim Kurulu’nda bir akademisyen, Korona virüsü önlemini, bu yolda karı küreye küreye geldiklerini, amma düşüncesizce alınan sokağa çıkma yasağı haberi sonrasında oluşan tabloyu görünce,  üzerimize çığ düştü diyerek yakındı.

Bakalım önümüzdeki günlerde nasıl bir tablo ile karşılaşacağız hep birlikte göreceğiz.

Sokağa çıkma yasağı kararı öncesi, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya bir gazeteci soruyor:

Bilim Kurulu’nun da sokağa çıkma yasağa ile ilgili bir tavsiye kararı var mı?

Bakan öyle bir durumun söz konusu olmadığını söyledikten bir saat sonra sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor.

Korona virüsü ile ilgili mücadelede sistemin nasıl koordineli çalıştığının acı bir göstergesi değil mi?!

Süleyman Soylu’nun kabul olmayan istifası ile ilgili, sevinenler ve üzülenler oldu.

Sevinenlerin hevesleri kursaklarında kalırken, üzülenler sevindi.

Benim anlayamadığım; İçişleri Bakanı Soylu’nun istifasının kabul edilip edilmemesinin yaşamımızda ne gibi artısı eksisi var?

Benim açımdan hiçbir olağanüstülük, artı eksisi yok…

Süleyman gider Bilal gelir, Bilal gider Sabahattin gelir. Gelecek olan da çok farklı bir yol izlemeyecek, tek belirleyici Saray, gerisi lafı güzaf!

Süleyman Soylu’nun istifasının kabul edilmemesine, damat taraftarı pelikancı troller üzülen taraf oldu.

Tabi bu arada, Soylu’nun gözlerden kaçmayan bir sözü var. Trollerle hesaplaşacağının mesajını verdi.

Can alıcı esas gündem, meclisten geçen infaz yasası, diğer bir deyim ile 90 bin hükümlüyü kapsayan af yasası.

Bu af yasasını daha önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gündeme getirdiğinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul görmedi.

Bir Korona fırsatı olarak meclis gündemine getirilerek kabul edildi.

Bu infaz yasasında, gazeteciler, siyasi suçlar kapsam dışı bırakıldı.

Gazeteciler ve siyasetçiler tutuklu olduğu sürede, yargılanıp ceza alsalar bile infaz yasası kapsamına dâhil olmamaları için, MİT’e karşı işlenen suçlar kapsamına dâhil ediliyorlar.

Amma Ergenekon davasına bakan FETÖ’cü savcı delilleri karartamayacağı gerekçesi ile tahliye ediliyor. İtiraz sonrası tekrar tutuklanıyor.

Kimleri kapsıyor; mafya, çeteci suç örgütleri, dolandırıcılar, hırsızlar, tacizciler, yaralama, kadın cinayeti suçluları.

Cezaevleri neden boşaltılıyor?

İktidara karşı gelişecek toplumsal tepkilere karşı, muhalif kimlikleri sindirmek için yer açılıyor!

Bu adaletsiz infaz yasası, AKP ve MHP’nin oyları ile meclisten 279 evet, 51 hayır oyu ile geçti.

Meclisten bu yasa geçerken muhalefet partilerinin 192 milletvekili oylamaya katılmadı. İktidar cephesinin toplamından 60 milletvekili oylamaya katılmadı.

Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlara bakıyorum; infaz yasası oylaması yapılırken, oylamaya katılmayan muhalefet partisi milletvekillerine çığ gibi tepki olduğunu da belirtelim.

Bu durum da muhalefetin bir rezilliği olarak tarihin sayfalarında yerini alacak.

Bu utanç dolu infaz yasasının kabulünden sonra, zafer kazanmışçasına fiziki mesafe hiçe sayılarak fotoğrafı çekilmeleri ayrı bir rezalet!!!

Sürekli olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan birlik, beraberlik, kardeşlikmesajları verdiği konuşmalarının içerisinde, muhalefet parti liderlerini ve yöneticilerini zehir zemberek sözlerle eleştiriyor!

Böylesine tuhaf yönetim anlayışı; “biz bize yetmiyoruz, toplumun yaylarını geriyoruz.”

Daha ülkesinin maske sorununu 1 aydır çözemeyenlerin, en büyük mahareti kendilerini eleştirenleri tehdit etmek!

 İktidar Korona (COVID-19) salgınına karşı mücadeleyi bırakmış, muhalefete karşı bir mücadele içerisine girmiş.

Vatandaş Allah’a emanet bir şekilde yaşamını sürdürüyor.