Ana sayfa Bursa KEMAL CANKAYA YAZDI: SEÇİM KAYBETTİRENLER NEYİN PEŞİNDE?

KEMAL CANKAYA YAZDI: SEÇİM KAYBETTİRENLER NEYİN PEŞİNDE?

SEÇİM KAYBETTİRENLER NEYİN PEŞİNDE?

CHP’de kongreler biter, ama kavgalar bitmez!

Seçimi kaybedenler, seçim kaybettirenler, her ne kadar demokrasi teranesi çalsalar da, dillerinde güzel sözleri, yüreklerinde hamaseti eksik etmezler!

CHP’de, son zamanlarda yaşanan olumsuz vakaların planlı bir deformasyon operasyonu olduğunu anlamamak için ön görüsüz olmak gerekiyor.

Makarayı bir geriye doğru saralım, CHP Bursa’da, Hüseyin Akkuş’un il başkanlığı sürecinde neler yaşandı.

Önce milletvekili seçimleri sürecinde ilk 5 sırayı açıklamasıyla birlikte partide yayları gerdi.

Ardından yerel seçimler sürecinde henüz CHP İYİ Parti arasında ittifak görüşmeleri yapılırken, aylar öncesinde 9 ilçe belediye başkan adayını belirlemesi, ittifak görüşmeleri sonucunda Akkuş’un aday ilan ettiği ilçelerde adayların geri çektirilmesi ile bazı ilçeler İYİ Parti adaylarına bırakılmak zorunda kalındı.

Sonrası malumunuz parti örgütlerinde kırılmalar, küskünlükler, kopmalar oldu.

Diğer taraftan ilçe adaylarını belirleyen il başkanı, öbür taraftan Nilüfer belediye başkanlığı hayalleri içerisinde hesaplar yaptı.

Hayaller hesaplar gerçekleşmeyince yaylar iyiden iyiye gerildi.  

Böylesine gergin sıkıntılı bir ortamda il başkanı olarak seçim sürecini iyi yönetemedi.

Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Bozbey ile örgüt arasındaki koordinasyonu kopardı.

AKP’li seçmenler de dâhil, Bursa Büyükşehir Belediyesini Mustafa Bozbey ile CHP’nin kazanacağına Bursalılar inanmıştı.

Kişisel hırs, ihtiraslar, inatlar yüzünden Bursa altın tepsi içerisinde Alinur Aktaş’a teslim edildi.

 AKP’li belediyelerin eksik, yanlış, olumsuz uygulamalarına karşı gözle görülür elle tutulur bir eylemlik içerisinde, dönemin İl Başkanı olarak Hüseyin Akkuş’u göreniniz var mı?

Parti binasında usulen yapılan bir iki basın toplantısı dışında!

Böylesine hatalar yanlışlar silsilesi yaşandığı süreci CHP’lilerin yorumuna bırakıyorum.

Gelelim; 5 ilçe başkanının, Ankara genel merkez ziyareti öncesi, Görükle’de bir mekânda, önceki dönem İl Başkanı Hüseyin Akkuş, Milletvekilleri Orhan Sarıbal, Erkan Aydın, Yüksel Özkan’ın toplantı yaptıkları iddialarına.

İddia odur ki; ilçe başkanlarının Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yapacakları şikâyetin detaylarını konuşmak, bir dosya haline getirip sunmak toplantının içeriği!

Genel Başkan ile yapılacak görüşmeye randevuyu Orhan Sarıbal alıyor, Yüksel Özkan görüşmeye refakat ediyor.

Kim mi özerliklerini ilan eden bu ilçe başkanları? Mustafakemalpaşa Serdal Tandoğan Kuru, Yıldırım Nihat Yeşiltaş, İnegöl Kemal Torun, Karacabey Gönül Avil, Yenişehir Ahmet Köse

Bursa İl başkanlığı baypas edilerek, Genel Başkan ile yapılan görüşmeler sanırım ilçelerinde yaptıkları başarılı çalışmalara dair olsa gerek!  Bir de 31 Mart yerel seçimlerinde Bursa’nın neden kaybedildiğini de, umarım bir rapor olarak dosyalarına koymuşlardır!

Asıl mesele, olası erken bir seçim öncesi, başta İsmet Karaca olmak üzere Bursa il yönetimini nasıl görevden aldırırız operasyonu peşindeler!

 Lamı cimi yok, mevzular bundan ibaret.

Sevgili dostum Yüksel Baysal’ın “ CHP’de darbe girişim” yazısından sonra, Milletvekili Yüksel Özkan ve Mustafa Kemalpaşa İlçe Başkanı Serdal Tandoğan kuru birer açıklamada bulunmuşlar.

Özkan’ın açıklamasında dikkatimi çeken bir bölümü paylaşıyorum.

Ben hiyerarşiye, disipline inanan ve bunu savunan birisiyim. Benim için kişi veya kişilerden ziyade ‘kurum’ önemlidir. Dostlarımız ile beraber iktidara yürüdüğümüz bu dönemde kimsenin bireysel veya dar bir çevresiyle hareket etme lüksü olamaz. Aile içindeki görüş farklılıklarının ayrılığa dönüşmesini asla kabul edemem ve de tavrımı belirtirim. Biz yerine ben ve yakın çevrem diyenler olabilir fakat bu büyük bir tarihi sorumsuzluktur bence. Kısır çekişmelerin hiç içinde olmadım, popülist söylem ve davranışlarda hiç bulunmadım. Ötekileştirici davranış içinde değil, kucaklayıcı, bütünleştirici ve sevgi yumağı olmalıyız.”

Öncelikle Sevgili Yüksel Özkan Hocam, hiyerarşiye, disipline inanan ve savunan bir insan olduğunu ifade etmiş, eyvallah, amma velâkin bu ilçe başkanlarının öncelikle hiyerarşi, disiplin gereği sorumluluk makamı il başkanlığıdır. Siz milletvekilleri dâhil örgütlerin üzerinde değilsiniz. Bursa’da genel başkanlık makamının temsilcisi, ister sevin ister sevmeyin İl Başkanı İsmet Karaca’dır. Sanırım burada sizde benimle hemfikirsinizdir.

Gelelim, sizin örgüt içerisinde yaşanan vakalara dâhil duyarlılığınıza, bu vakalar bugünden yarına yaşanmış değil.

Takribi üzerinden 3,5 yıl gibi bir zaman geçmiş, o süreçte bilip ses çıkarmayan, hasır altı yapan başta il başkanı ve milletvekilleri, yıllar sonra yandaş medyaya servis edilen taciz mobbing olaylarından sorumlu değil midir?

İl, ilçe kongreleri sürecinde kapalı kapılar ardından kimler kimlerle neyin pazarlığını yaptı?

 Yaptıkları pazarlıklarda sonuç alamayınca ve üstüne üstlük il kongresi kaybedilince sumenaltı yapılan ayıplı vakaları, yandaş medyaya servis ederek bel altı bir rövanş alınmak istendiğinin CHP’liler farkında, bilmenizi isterim.

Mete Akyolcular’ın vakası üzerinden, İl Başkanı İsmet Karaca ve yönetimi hedef almanın hiçbir siyasi ahlakla örtüşecek tarafı yok.

İl kongresi sonrasında milletvekilleri olarak il örgütüne kaç kez uğradınız? Örgütün kent sorunlarına ilişkin etkinliklerine, eylemliliklerine çağrılmanıza ve davet edilmenize rağmen katılmama gerekçeleriniz nedir?

Tabi bu sorularım sadece Yüksel Hoca’ya değil, Orhan Sarıbal, Erkan Aydın’a da yönelik.

Yüksel Özkan hocam benim kim olduğumu merak ediyordur.

Bu ülkenin değerlerinden olan sevgili rahmetli hocam Erdal İnönü liderliğinde SHP’de çalışma onurunu yaşamış, 40 yıldır sol sosyal demokrat siyaset içerisinde mücadele eden bir nefer olarak, hiçbir beklenti içerisine girmeden ömrünü vermiş bir insanım.

Yani paraşütle atanarak hiçbir yönetim erkinde bulunmadım.

SHP İstanbul örgütünde gençlik kollarından başlayarak, Mudanya ilçe yöneticiliği, başkan yardımcılığı dair görevlerde bulundum, bilmenizi isterim.

Bu örgütün hassasiyetlerinin neler olduğunu sanırım sizlerden daha iyi biliyorumdur!

Ülkemizin geçtiği açık faşizm koşullarında, makam mevki, sandalye kavgası uğruna başta CHP’li seçmenler olmak üzere, bu ülkenin laik demokrat yurtsever insanlarının kaybetmeye tahammülü yoktur.

Bütün mesele olası erken seçimde tekrar milletvekili olmak hesaplarıysa yazıklar olsun derim!

Bursa’da yandaş medyaya her kim parti içi sorunlarını taşıyorsa, onların bir tek tanımı var kripto AKP’li!  

Bursa’da kent sorunlarına dair ciddi anlamda muhalefet yapan bir örgüt olduğunu partilileriniz dile getiriyor.

Örgüt çalışmalarına katkı sunmuyorlar, bari gölge etmesinler diyorlar.

 CHP’de en çok kullanılan parti içi demokrasi, parti içi demokratik yarış, devrimci mücadele, sosyalist önderleri , beylik laflarla, siyasette sermaye yapılması trajikomik geliyor.

Örgütün iradesiyle seçilen bir yönetimin yine örgütün iradesiyle seçimle gitmesi en uygun olanıdır.

Demokrasi savunucusu, demokrat devrimci söylemlerde bulunan sevgili vekillerimiz öncelikle örgütün iradesine saygı duymalılar, aksi girişimler örgütün iradesine saygısızlıktır.

Önce insanlar kendileriyle barışık, samimi, dürüst olmalıdır.