Ana sayfa Bursa KEMAL CANKAYA YAZDI: ÖZGÜR YARINLARI KURARSA KADINLAR KURAR!!!

KEMAL CANKAYA YAZDI: ÖZGÜR YARINLARI KURARSA KADINLAR KURAR!!!

KEMAL CANKAYA YAZDI: ÖZGÜR YARINLARI KURARSA KADINLAR KURAR!!!

Kısa bir mollanın ardından bundan böyle haftanın 5 günü ülke ve dünya gündemine dair dilimiz döndüğünce, aklımız erdiğince, teslimiyetsiz insanlık onuruna yakışır, özgürce yazılarımı yazmaya devam edeceğim.

Yaşadığımız süreç her ne kadar zorda olsa bir yurttaş olarak,  daima haksızlıklara, zalimlere, kul hakkı yiyenlere karşı hep söyleyecek bir sözümüz olacak, susmayacağız…

Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak anılan 8 Mart’ın tarihsel bir geçmişine bakmak gerekiyor.

Her alanda olduğu gibi, kapitalizm, bu dayanışma günün anlamının, öneminin içerisini boşaltarak, emekçi kadınların mücadele dayanışma gününü sömürüsünün bir parçası olarak metalaştırmakta!

Tabi kadınlar olarak haklarını bilmeyenler için, hediye alınan, yemek, çay, kahve içilip, göbekler atılarak kutlanan sıradan bir  eğlence gününden öteye geçmiyor.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihçesinin her 8 Mart’ta ne olduğunu inat ve ısrar ile alıntılayarak hatırlatalım.

“8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000’i aşkın kişi katıldı.

26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1917 Bolşevik Devrimi’nin önderi ve Sovyetler Birliği’nin kurucusu Lenin’in önerisiyle 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında sosyalizmin yayılmasından çekinen bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleşen çeşitli gösterilerde anılmaya başlanmasıyla Batı Bloku ülkelerinde daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti.”

Bizim gibi, azgelişmiş, geri bıraktırılmış ülkelerde daima kadın sorunu toplumsal bir yara olarak karşımıza çıkıyor.

Daha vahimi sözde Müslüman bazı ülkelerde kadının adı yok.

Ortadoğu’da  “Arap Baharı” adı altında yaşanan iç savaşta, cihatçı selefi terör örgütleri tarafından kadınlar her türlü tecavüze maruz kaldıklarını, köle pazarlarında bir meta gibi satıldıklarını yazılı, görsel, dijital medya gözlerimizin içine soka soka gösterdi.

Ülkemizin kadın gerçeği, Ortadoğu’dan çok farklı değil,  AK Partinin 16 yıllık iktidarı sürecinde yapılan araştırmalara göre, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bugüne kadarki ihlalleri raporlaştırdı. Rapordaki verilere göre ilk 10 ayda 363 kadın katledildi. Son 16 yıllık dönemde ise en az 14 bin 960 kadın öldürüldüğü belirtiliyor.

İktidar milletvekili olan, bazı kadın vekillerin, kadın cinayetleri, tecavüzleri konusunda yaptığı kıyaslamalar insanı dehşete düşürüyor.

Nasıl meyvenin kurdu kendi içindeyse, kadınların kurdu da kendi içinde olduğunu görüyoruz.

 Erkek egemen bir anlayışa Tevekkül eden toplumlarda kadının adı yoktur.

8 Mart 1857 tarihindeABD’nin New York kentinde daha iyi çalışma koşulları için greve giden 40 bin dokuma işçisinin mücadelesi, kadınlar için özgür yarınları kurmak için bir rehberdir.

Kadın mücadelesinin öncüsü Clara Zetkin kadınların neden mücadele etmesi gerektiğini kısa öz bir şekilde şu sözlerle ifade etmiştir.

“Kadın, erkeğin başarısız bir kopyası değildir; insan olarak mücadele ve inşa için özel özelliklere ve yeteneklere sahiptir. Bu kadar uzun süre zincirli kalmış enerjisinin serbestçe gelişiminin, mücadelede ve yaratıcı çalışmalardaki başarısında büyük katkısı olacaktır.”

Sosyal medya üzerinde yapılan paylaşımlara baktığımda acı acı gülüyorum.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile alakalı kadınlardan çok erkekler paylaşım yaptığını görüyorum.

Yapılan paylaşımlar buram buram riya kokuyor.

İstisnalar kaideyi boz, diyerek ben dahil erkeklerin ekseri çoğunluğunun kadınların hakları konusunda riyakar olduklarını söyleyebilirim…

Beyler, bayanlar kimse birbirini kandırmasın, kadınların ve erkeklerin fizik durum dışında eşit olabilmeleri için toplumsal bir devrim şart, bu da demokrasi mücadelesinin daha çetin bir şekilde yapılmasından geçer…