Ana sayfa Bursa Kemal CANKAYA: TURİZMCİLER DERT KÜPÜ!!!

Kemal CANKAYA: TURİZMCİLER DERT KÜPÜ!!!

TURİZMCİLER DERT KÜPÜ!!!

Çin’de başlayıp dünyayı sarmalayan Korona virüsü (COVID 19) salgını, toplumsal yaşamda tüm dengeleri her alanda altüst etti.

İnsanlık tarihinde yüz yılda bir yaşanan salgınlar insanların ölümüne sebep olduğu gibi, ülkelerin ekonomilerini de tarumar ediyor.

Özellikle bizim gibi az gelişmiş ülkelerin ekonomileri tam anlamı ile enkaza dönüşüyor.

Ülkemizde salgın vakasının yaygınlaştığı 11 Mart itibari ile salgının yaygınlaşmasını engellemek amacıyla, kademe kademe önlemler alınmaya çalışılıyor.

Korona salgının en büyük tahribatı insanların yaşamsal ihtiyaçlarını sağladığı hizmet sektöründe yaşandı.

İktidarın, bu sürece ilişkin ortaya koyduğu önlem paketlerinin reel olarak piyasalara yansımadığı, bulunduğumuz her ortamda dile getiriliyor.

55 günlük karantina ve sokağa çıkma kısıtlamasının ardından, kademeli olarak gevşetilmesi yönünde kararlar alınmaya başlandı.

Başta berberler, kuaförler olmak üzere AVM’lerin 11 Mayıs’ta açılmasına karar verildi.

Tabi, böylesi bir kararın acele olduğuna dair tepkiler olduğunu da belirtelim.

AVM’ler açılıyorsa, o zaman camilerde ibadete açılsın diyerek tepki gösterenler de var!

Karar verilmesine verildi de,  insanlar arasındaki fiziki mesafenin bu ortamlarda nasıl sağlanacağına ilişkin henüz net bir bilgi yok.

Nasıl bir önlem alınacağı öncelikle yönetmeliklerle ortaya konulmalı,  insanlar, bu süreçte nasıl hareket edeceğine dair açık net bir şekilde bilgilendirilmeli…

Kısa bir girizgâhtan sonra esas konumuza gelelim;

Geçtiğimiz günlerde çok yakın dostum, BGU Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Ünlü’nün BGU Turizm ofisinde, gazeteci dostum Yunis Can Topaktaş, BGU Turizm Genel Koordinatörü Şenol Genç ile salgın süreciyle birlikte başlayan uygulamalar üzerine, turizmin sorunlarına dair değerlendirmelerde bulunduk.

Gelecekte bizleri, dünyayı nasıl bir sürecin beklediğine dair değerlendirme yaparak, beyin fırtınasında bulunduk.

Tabi biz sohbetimizi sürdürürken, turizm sektöründe faaliyet gösteren bazı firma sahipleri Ünlü’yü ziyarete geldiler.

Kendilerini dinlediğimizde tam anlamıyla dert küpü haline geldiklerini gördük. Normalde sıkıntılarının olduğunu ifade ederlerken, Korona virüsü salgını sonrasında akıbetlerinin ne olacağı konusunda önlerini göremediklerini belirtiyorlar.

 Nevzat Ünlü abimiz, Turizm sektörünün salgın sürecinde ekonomik anlamda aldığı darbeyi ve gelecekte turizmi ne gibi sıkıntıların beklediğine dair düşüncelerini aktardı.

Sektöre dair sıkıntısı olan BGU Turizmin yetkilisi olarak, sorduğum sorulara içtenlikle cevap verdi.

Bu süreçten tüm hizmet sektörlerinin etkilendiğini biliyoruz, fakat turizm sektörü en ağır darbe alan sektörlerden biri, gördüğüm kadarı ile önünüzü göremiyorsunuz.  Turizm sektörünün sıkıntıları nasıl aşılacak? Nasıl yol izlenmesi gerekiyor?

Öncellikle Türkiye Cumhuriyeti çarklarının sağlıklı bir şekilde dönmesi gerekiyor.  Sistemin çarklarının sıkıntılı bir şekilde dönmesi durumunda başta biz turizmciler olmak üzere hiçbir esnaf, büyük, orta ölçekli işletmelerin rahat hareket etmeleri, nefes almaları zordur. Net olarak üstüne basa basa söylüyorum.  Biliyorsunuz bizim sektör içerisinde olan, Turizm seyahat acentelerinin sorunlarını yakından bilen Sayın Bakan Mehmet Nuri Ersoy, bizim adımıza görev yapmaktadır. Bizlerin çatı örgütü Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB). Yanılmıyorsam Türkiye genelinde 9 veya 10 bin turizm seyahat acentesi var. Bursa’da ise 420 acente bulunmaktadır.  Bizler ülkemize milyarca dolar kazandıran bacasız sanayi topluluğuyuz. Bunu herkes biliyor.  Daha önceki sohbetlerimizde turizmde her şey dâhil mantığı üzerine münazara etmiştik. Bu sistemin yanlışlığı salgın vakasının yaşandığı süreçte ortaya çıktı. Pandemi karantinasının bitiminden sonra turizmde birçok yaptırımlar gündeme gelecek. Öncelikli olarak her şey dâhil kampanyaları ortadan kalkacak. Otellerin hijyen yönetmelikleri değiştirilecek. Belirli metre kare alan üzerinde örneğin, bin turist rezervi olan otellerin uzun bir süre için kapasitesinin yarısı kadar turist ağırlaması gündeme gelebilir.  Bu süreçte daha çok kültür doğa turizmi öne çıkacak. Her şey dâhil konsepti olduğu bir süreçte, insanlar genellikle deniz otel arasında zamanlarının çoğunluğunu geçiriyordu.  Bu süreçten sonra turistler gittikleri ülkelerin tarihini, doğasını görmek için daha çok zaman ayıracak.  Temennimiz bu yönde olmasına rağmen, salgın sürecinde diğer sektörlerde olduğu gibi bizim Turizm seyahat acentelerinde de çok büyük sıkıntılar yaşanıyor. Gerçek anlamda bizlerin sorunları çözülemiyor, alınan bazı kararlar var,  bu kararlar gerçekçi bir temele oturmuyor. BTSO olsun, TÜRSAB BYK olsun, TÜRSAB genel merkezi olsun, bakanlığımız olsun, bizlerle alay edercesine bir can suyu kredisi adı altında salgın sürecinde sözüm ona kredi imkânı sunuyorlar. Can suyu demek nedir? Sistemin çarkları işlediğinde can suyunun bir önemi vardır, çarkların dönmediği bir süreçte can suyu adı altında verilen kredinin bir kıymeti harbiyesi yoktur.  Burada ilginç olan 25- 50 milyar üzerinde cirosu olanlara 100 bin TL kredi veriliyor. Eee o oranda cirosu olmayanlar ne yapacak? Benim 25-50 milyar cirom olduktan sonra 100 bin TL’lik krediye ne ihtiyacım olur ki? Bizler bu kredileri küçümsemiyoruz, devletimizin bize sağladığı olumlu imkânlar var. Orta ölçekli turizm şirketlerinin büyük çoğunluğu bu cirolara sahip değil.  Bu nedenle bizim konumumuzda olanlar sahipsiz kalıyor. Başta TÜRSAB Genel Başkanım Firuz Ballıkaya ve yönetim kurulu üyeleri, yaşamlarını turizm seyahat acentesi ile sürdürüyorlar, turizm alanında bizden daha deneyimli ve bilgi sahibi. Bölgesel olarak Marmara, Güney Marmara BYK’larımız (Bursa Yürütme Kurulu) var bizim. İsteğimiz ve taleplerimiz doğrultusunda imkânlar sunuyorlar, sağ olsunlar. Ama devletten yürüyemiyoruz. Daha önce de söyledim, Türkiye genelinde 9 veya 10 bin seyahat acentesi var. Bunların içerisinde benim gibi vergi, SGK borcu olanlar var. Bizlere kredi imkânı mı sunuyorsunuz? Bizlere nakit vermeyin. Vergi borçlarımızdan, SGK’ dan banka kredi borçlarımızdan kaynaklı cezaları düzenleyerek, bizlerin piyasa koşullarında rahat ihaleye girecek şartları oluşturun. Tamam, bizler 100 bin TL’lik kredi için müracaatta bulunduk, direk karşıma ciro çıkıyor. Benim cirom belirtilen rakamların altında, o zaman krediyi alamıyorsun. Varsayalım cirom krediye uygun, 100 bin TL’yi aldım, devlete olan vergi SGK borcumu ödedim.  Sonrası, piyasaların durgun olduğu bu süreçte 12 ay vade, ayda 9 bin TL olarak geriye dönüş yapmak gibi bir imkânın yok, o zaman iflas ediyorsunuz. Ömrünüz bankalara çalışmakla geçecek.  O zaman birileri çıkıp diyecek ki,  100 bin liralık kredi ile batıyorsan kapınıza kilit vurun. Daha mantıklı olanı 36-48 ay vadeli kredi olsa, turizmciye o zaman can suyu olabilir. BGU Turizm Seyahat Acentesi olarak,  uluslararası halk dansları festivalleri düzenliyoruz. Ülkemizi hem tanıtıyoruz hem de ülkemize döviz girdisi sağlıyoruz. Balkan turları düzenliyoruz.  Balkanlarda 11 tali acente ile çalışıyoruz. Bugüne kadar kendi öz sermayemizle işleri sürdürdük, nereye kadar sürecek bu? Ne yapalım?  Doğu, Güney Doğu Turizm Kalkınma Programı adı altında sırtımı devletin imkânlarına dayayarak,  gidip şirketimin merkezini, Muş’a Diyarbakır’a Urfa’ya mı açalım?  Sonra gelip Bursa’da bir ofis kiralayıp üç beş bin lira maaş ile eleman çalıştırayım, sonra devlete vergi, SGK ödememek gibi sahtekârlık mı yapayım? Ben bu konuları zaman zaman TÜRSAB Başkanım Firuz Ballıkaya başta olmak üzere birçok yöneticimle, birebir geçimini, ekmeğini turizmden kazanan arkadaşlarımla konuştum. Evvel Allah biz devletimize en ufak zarar vermemek için hep gayret ve çaba içerisinde olduk. Nereye kadar giderim? Orasını Allah biliyor!!!  Devletin çarkları dönmeye başladığında kurumumda bulunan arkadaşlarımla mücadele etmeye devam edeceğiz. Özellikle belirtiyorum, yazmanızı istiyorum. Özellikle bizleri yönetenlere söylüyorum, iktidarı ile muhalefeti ile bizlerin sorunlarını kim çözerse seçimlerde bizler onlarla yürürüz. Türkiye genelinde 5 – 8 milyon arasında bir kitlesel potansiyele sahip olduğumuzu belirteyim.  Özellikle TÜRSAB’ı Turizm Bakanlığı yetkilileri devre dışı bırakıyorlar.  Türk turizmi 5-6 operatörle THY ve Pegasus Hava Yollarından ibaret değil! 12 yıldır Turizm işletmeciliği yapıyoruz. Avrupa Birliği ülkelerine vizeli olarak, turlar düzenliyoruz. Diğer taraftan bazı turizm acenteleri Yunan adalarına vizesiz gezi düzenliyor. Diğer taraftan benim gibi birçok turizm şirketleri Yunanistan’a vizeli turlar yapıyor. Kardeşim, adalar Avrupa Birliği ülkesi, Yunanistan toprakları sınırları içerisinde. Nasıl oluyor da vizesiz tur düzenleniyor? Neymiş özel anlaşmaları varmış!  Normal şartlarda dört şekilde yurtdışına çıkış var; normal umumi pasaportla, kapı çıkış vizesi, devlet görevlisi olarak gri pasaportla diğeri yeşil pasaportla. Yunan adalarına vizesiz girmek gibi bir durum söz konusu değil. Bizim halkımıza ne yapıyorlar? (VDB) diye bir tanımlama var, Vizesiz Dolaşım Bedeli adı altında vize bedeli bu şekilde alınmış oluyor. Yani ortada küçük bir ilizyon aldatmacası var. Diğer bir deyimle toprak bastı parası adı altında yine vatandaştan vize bedeli alınıyor. Yani göz boyamak için algı yönetiliyor. Böylesi bir durumda bizler tur düzenlediğimizde, vize ücreti talep ettiğimizde, falancı acentede vize bedeli alınmıyor gibi soruların muhatabı oluyoruz. Vatandaşın gözünde üçkâğıtçı konumuna düşürülüyoruz.

Tabi turizmin genel sıkıntıları üzerine değerlendirme yaptıktan sonra,  Korona virüsü salgını ortadan kalktıktan sonra, turizmde nasıl bir süreç yaşanacak, asıl merak edilen konu.

Bununla ilgili BGU Turizm Genel Koordinatörü Şenol Genç, nasıl bir süreç izleneceğine dair değerlendirmede bulundu.

Yeni sürece ilişkin bazı kararların olduğu duyumunu alıyoruz. Biliyorsunuz turizm hizmeti veren otellerin büyük çoğunluğu yıldızlarla sınıflandırılır ve ona göre bakanlık ve TÜRSAB yetkililerince denetlenerek işletme belgelerini alırlar.  Faaliyetlerini bu eksen içerisinde sürdürürler. Pandemi salgını sürecinde bakanlık tarafından yeni yönetmeliklerle oteller faaliyetlerini sürdürecekler. Hijyen kullarına uyum sertifikasyonu almak zorunluluğu getirilecek, her şey dâhil olgusu ortadan kalkacak, beş yüz kişinin kullandığı maşa ile aldığı salatayı almayacak, kimse beş yüz kişinin kullandığı çorba kepçesini çorbaya daldırmayacak, fiziki mesafe kuralları içerisinde masalar, oturma gurupları dizayn edilecek. Genelde, odaya alma kuralı olarak 12 saat havalandırma süresi var, ama bu kurallar uygulanmıyor. Bu kural devreye girecek, ulaşım ile ilgili kurallar gelecek, koltuk sayıları, araç başlıklarında değişim gündemde. Diğer taraftan turizm sektöründe çalışanlar için turizm bakanlığından yeni bir sertifikasyon alınması gerekecek. Burada amaç TÜRSAB’ı devre dışı bırakarak direk bakanlık kanalı devreye girecek. Tabi bu arada pandeminin son bulması ile birlikte turizm sektöründe hareketlilik olacak, fakat hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Büyük oteller her şey dâhil konseptinden vazgeçmek istemeyecekler, çünkü bu işin cazibesinde nasıl gelir elde ettiğini iyi biliyorlar.  Turizm tüketicileri salgın travmasını kolay atlatamayacakları için insanların tercihlerinde değişiklik olacak. Türkiye’de bilinçli tatil tüketicisi çok az, çünkü bizler sürekli olarak çalışan bir toplum olarak tatili lüks bir tüketim olarak gördük, o algı ile yetiştirilen bir nesiliz. Bizde tatil denince deniz, kum, güneş, otel veya köylerde ot biçmek, köydeki işleri yapmak olarak görüyoruz. Bundan sonra bilinçli tüketicilerin tercihi kültür gezileri, doğa turizmi, sağlık turizmi, daha çok görme istekli olacak. Parası olan insanın parası bankada, arabası olan insanın arabası kapısının önünde kaldı. Yani anlaşılıyor ki her şey para değilmiş. Bu süreçte evet bir patlama olacak. İnsanlar evde kalmanın acısını çıkaracak, ağırlıklı kültürel gezi tarzında yeni yer görme şeklinde gezecekler. Tabi kısıtlamalarla birlikte maliyetlerde farklılıklar olacak. Biz BGU Turizm olarak üretmeye devam ediyoruz. Yeni konseptler, farklı destinasyonlar geliyor. Bizde de pandemiye uygun konseptler gelişmeye başladı. Bundan sonra ki amacımız müşterilerimizin taleplerini minimal düzeyde karşılamaktır.

Turizm sektörünün güzel yönleri olduğu kadar, kendine özgü riskleri ve sıkıntıları da içerisinde barındırıyor.

Beklenmedik olağanüstü krizler döneminde olumsuz etkilenen sektörlerin başında geliyor.