Ana sayfa Güncel İYİ PARTİ İL BAŞKANI SELÇUK TÜRKOĞLU: ASGD’YE YAPILAN ZULÜMDÜR!

İYİ PARTİ İL BAŞKANI SELÇUK TÜRKOĞLU: ASGD’YE YAPILAN ZULÜMDÜR!

Anadolu Spor Gazetecileri Derneği’nin, kendi olanaklarıyla yaptırdığı idari ve sosyal tesisten çıkarılarak resmen sokağa atılmasını, hiç bir aklı selim vicdanın kabul etmeyeceğini belirten İYİ Parti İl Başkanı Selçuk Türkoğlu, “ASGD’ye bu yapılanın adı tek kelimeyle zulümdür, bunu gözünü kırpmadan yapanlar da zalimdir” dedi.

ASGD’nin Bursa’yı Türkiye genelinde ve de özellikle Anadolu illerinde onurla, gururla temsil ettiğini ve 30 yıllık derneğin, basın meslek teşkilatları açısından bu şehrin önemli kazanımlardan biri olduğunu vurgulayan Türkoğlu şunları söyledi:

HİÇ BİR VİCDAN KABUL ETMEZ
“ASGD’nin, Türkiye genelinde yaygın bir basın meslek kuruluşu olduğunu ve genel merkezi Bursa’da olan tek dernek konumunda bulunduğunu biliyoruz.
Sporda şiddetin önlenmesi, akreditasyon adaletsizliğinin giderilmesi, basın özgürlüğü mücadelesi başta olmak üzere kendi alanıyla ilgili pek çok etkinliklerinin yanı sıra gerek uluslararası spor ve turizm zirveleri, gerek ülkeler ve iller arası kardeşlik projeleri ve gerekse ülkemizde milli ve manevi dayanışmayı geliştirmeye yönelik fair play içerikli faaliyetlerini gıptayla karşıladığımız ASGD’ye, çok büyük bir haksızlık yapılmıştır.
Yaklaşık 30 yıl önce Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan kiraladığı arsa üzerine, yine Bakanlığın izin ve onayı ile idari ve sosyal tesislerini kendi olanakları ile kuran ASGD’ye, tüm yükümlülüklerini bir fiil yerine getirmesine rağmen reva görülen tahliye ve yıkım uygulaması, günümüz yöneticileri açısından büyük aymazlıktır ve asla kabul edilemez.
Öğreniyoruz ki, dernek kendi yaptırdığı binayı kullanmasına rağmen, kiraladığı arsaya, rayiç bedel üzerinden oldukça da yüksek bedelleri, hem de hiç aksatmadan düzenli olarak ödemiştir. Gerekçe deprem yönetmenliği ise tek katlı binanın risk oranı, Bursa’daki binlerce çok katlı binaya göre oldukça düşük olmalıdır.
Derneğin bulunduğu bölgenin; her ne kadar Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ait olsa da, Millet Bahçesi Genişletme Projesi kapsamında yapılan bir protokolle Büyükşehir’e geçtiği de biliniyor.
Yani her ne kadar Alinur Aktaş, “Orasının bizimle ilgisi yok” diyerek kaçamak cevaplar veriyor olsa da, tahliye emri ve yıkım kararının ardında kendisinin sorumluluğu aşikardır.

VEBAL YÜKLÜ SORULAR…
Bu durumda Alinur Aktaş şu sorulara cevap vermeden bu vebalin altından kalkamaz.
1-Yer size ait değilse ASGD’nin 450 metrekarelik bahçesini sözlü anlaşmayla neden alıp Kültürpark’a dahil ettiniz?
2- Üstelik bunun karşılığında, Genel Sekreteriniz İsmail Yılmaz, Fen İşleri Müdürünüz Feridun Tarım ile Gençlik ve Spor eski İl Müdürü Süleyman Şahin’in de bulunduğu görüşmede, sizin bilginiz dahilinde verilen dernek tesisini restore etme sözünü neden yerine getirmediniz?
3-Grafik çalışmasını bile Büyükşehir’de yaptırarak, “Tesisiniz işte böyle olacak” diyerek gönderdiğiniz görsel materyal de basına apaçık yansımışken, sorumluluğu üstlenmek istemeyişinizdeki gaye nedir? Yoksa buradaki haksızlık ve adaletsizliğin vebalinin gerçekten çok büyük olduğunu gördünüz de, psikolojik olarak vicdanınızı bu şekilde mi rahatlatma derdindesiniz?
4-Onca Vakıf’a, bunca tarikat ya da cemaat kuruluşlarına bol keseden yerler, yurtlar bahşederken, bir tek ASGD’yi mi sahiplenmek zul geldi size? Belediye başkanları kentlerin babacan yöneticileridir, öğrenmediyseniz öğrenin. Bir babanın evlatlarını sokağa attığı nerde görülmüş? Köklü bir derneğe yer göstermek, alternatif sunmak çok mu zordu? Yoksa siz de, ‘Bizden olmayan yaşamasın’ fıtratındaki ötekileştirici anlayışı mı kanıtlama peşindesiniz?

ZALİMİN ZULMÜNÜ
ŞİDDETLE KINIYORUZ!
Sonuç itibarı ile bu sorulara tatmin edici cevaplar verilmedikçe Alinur Aktaş bu vebalden kurtulamaz.
Bursa’nın ve Anadolu’nun önemli bir değeri olan ASGD’yi, bu şehir yine en güçlü şekilde elbette ki sahiplenecektir. Bundan hiç kuşkumuz yok.
Ancak bu kentin kadim tarihi ve sağduyulu vicdanı da, yapılan bu zulmü asla unutmayacaktır.
İYİ Parti Bursa Teşkilatları olarak zalimin zulmünü şiddetle kınıyoruz.