Ana sayfa Bursa ÇÖKÜŞ

ÇÖKÜŞ

ÇÖKÜŞ

Kim ne derse desin, iktidardaki çöküş  artık saklanamaz boyuta geldi…
Kolonlardan gelen sesler, büyük bir gümbürtü ile çöküşün  habercisi…
Hepimiz soluğumuzu tuttuk, iktidarın son çırpınışlarını izliyoruz…
Ne yapsalar boş, ne söylerlerse nafile…
Güvenin kemirdiği kumaş  dikiş tutmuyor artık…
Medyayı ele geçirmek, aykırı sesleri susturmaya kalkmak, sağa sola tehditler savurmak, ceza evlerini muhalif siyasetçilerle doldurmak istenen sonucu vermedi…
Yandaşları üçer beşer maaşa  bağlayıp ballı koltuklara oturtmak, bu şekilde yanında tutma çabası halkın gözünden kaçmadı…
İmamoğlu’nu komik iddialarla suçlamak, ekmek büfelerini engellemek de işe yaramadı…
Öyle bir işe yaramadı ki, İmamoğlu’nu topal ördek yapacağım derken, kendileri şaşkın ördeğe döndüler…
Kayıp 128 Milyar Dolar’ı savunacağım diye gösterime koydukları animasyon da ellerinde patladı…
Hatayı çizgi  filmi yapanlarda aradılar, oysa iş hiç de öyle basit değildi…
Hangi yönetmene film çektirirsen çektir, başarısız olmaya mahkumdu, mızrak çuvala sığmıyordu çünkü…
Pandemi önlemleri kargaları bile güldürdü..
Vatandaşlar, “Tam kapanma bitse de insanlar evlerine girse” diyerek önlemleri alaya aldı…
Denize giren üç kişiden, yalnız Türk olanına ceza yazmak halk için yeterince aşağılayıcıydı, bir de buna, Dışişleri Bakanı’nın, turist gelsin diye sarf ettiği sözler eklendi…Bakan devirdiği çamı düzelteyim derken ortalığı daha çok batırdı…
Olaylar ardı arkasına öyle sıralanıyordu ki, bir sonrakinin vahameti bir öncekini unutturuyordu…
Bundan öncekileri unutturan son gelişme, Sedat Peker’in videolarıydı 
Birlikte iş tutup “aynı menzili maksuda” yürüdükleri Sedat Peker de pek hayırsız çıkmıştı…
Tıpkı FETÖ gibi, Zarrab gibi…
Peker’in “ Susurluk”u bile gölgede bırakan açıklamaları kolay savuşturulacak gibi görünmüyor…
Mafya filmi izliyoruz sanki,
Cinayet var, adam dövdürme var, uyuşturucu kaçakçılığı var, ganimete konma var
Tekmili birden!
İktidardakiler, bataklığın  içine gömülmüş çırpınıp duruyor, çıkmak için yaptığı her harekette  bataklığa daha çok gömülüyorlar…
Çocukluğumuzda Teksas, Tommiks gibi çizgi romanlarında  sık rastlardık, bataklığa  düşmüş insan maceralarına. Çok heyecanlı olurdu, sonunda romanın kahramanı bir yerlerden çıkar gelir, kolunu (genellikle bir ağaçtan) sarkıtarak bataklıktakinin elini yakalamaya çalışırdı..
Ufukta, yardıma koşup elini uzatacak bir kahraman da görünmüyor…
Bırakın kurtarmayı, kurulduğundan beri hükümeti yalın kılıç savunan yazar çizer takımı bile ufak ufak tüyme peşindeler şimdi…
İlk korku duvarını Nagehan Alçı, “ AKP’nin içi fitne fesat kazanına döndü” demekle aştı, devamı gelecek gibi…
Kalanların ise artık eskisi gibi sesi gür çıkmıyor, heyecanları bitmiş, takatları kesilmiş, gözlerinin feri kaçmış, yorgun ve isteksizler 
Çöküşün sinyalleri çok önceden gelmeye başlamıştı aslında…
Korona pandemisi, kalpağın düşüp kelin görünmesini sağladı…
Sular durgunken gemiyi yürütmek kolaydı, gemi yavaş yavaş su almaktaydı aslında, fırtına çıkana kadar kimse farkına varmamıştı bile…
Titanik’te sular hızla yükselirken orkestranın çalmaya devam etmesi gibiydi her şey…
Kimse farkına varmayacak, orkestra çalmaya devam edecekti, deniz bitti 
Deniz bitince senfoni de bitti…
Aşağıdan yukarıdan,
Yolun sonu görünüyor…