Ana sayfa Bursa CHP NİLÜFER’DEN ÖRNEK YARDIM PROJESİ Fırat Yılmaz ile söyleyişi: Kemal CANKAYA

CHP NİLÜFER’DEN ÖRNEK YARDIM PROJESİ Fırat Yılmaz ile söyleyişi: Kemal CANKAYA

BEBEKLER MAMASIZ
KALMAYACAK

Salgın sürecinde öğrencilere tablet desteğinde bulunan CHP Nilüfer İlçe Yönetimi, bu kez de örnek bir yardım projesi başlattı. CHP Nilüfer İlçe Başkanı Fırat Yılmaz ve yönetimi, 1 Mart itibariyle uygulamaya geçtikleri ‘Bebe Market’ ile ihtiyaç sahibi ailelere mama desteğinde bulunuyor. Projenin hayırseverlerin desteğiyle dalga dalga yayıldığını belirten Başkan Yılmaz, ismini vermek istemediği AKP’li bir siyasetçinin de destek verdiğini söyledi.

Salgın sürecinde yaşanan sosyal ekonomik krizde birçok sektör ağır darbe aldı. Farklı sektörlerde çalışan milyonlarca yurttaş işsiz kaldı.

Özellikle hizmet sektöründe çalışan, günü birlik işler yapan, seyyar olarak yaşamını idame eden ülke insanı işsiz. Evine aş, çocuğuna mama alamaz duruma düştü.

CHP’li yerel yönetimler ise salgın sürecinde yaşanan toplumsal krizi, sağlıklı koordineli bir şekilde yönetiyor.

İktidarın her türlü engellemelerine rağmen, olanaklarıdahilinde zor durumda olan yurttaşların ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyor.

CHP Nilüfer İlçe Başkanı Fırat Yılmaz veyönetimi, uzaktan eğitim gören akıllı telefonu, bilgisayarı, tableti, olmayan ailelerin çocukları için kampanya düzenledi.

İhtiyacı olan çocuklara uzaktan eğitimlerini sürdürmeleri için tablet bilgisayar desteğinde bulunan Yılmaz ve yönetimi, ülke genelinde ses getiren çok anlamlı bir kampanyaya daha imza atıyor.

Ekonomik anlamda zor durumda olan çocuklu ailelerin, mama, çocuk bezi, pişik kremi ve sağlıklı gelişim için gerekli ürünleri alamadığını gözlemleyen Nilüfer yönetimi, ailelere destek amaçlı 1 Mart itibarıyla ‘Bebe Marketi’ adı altında 1 yıllık süreli bir kampanya düzenledi.

Kampanya duyarlı insanlar sayesinde amacına ulaşıyor…

Fırat Yılmaz ile yaptığımız söyleyişi de kampanyaya ilgili sürecini ve yerel gündemi değerlendirdik.

Sayın Başkan, salgın sürecinde CHP Nilüfer ilçe başkanlığı olarak toplumsal duyarlılık göstererek, sosyal ekonomik anlamda süreçten olumsuz etkilenen Nilüferlilere olanaklarınız ölçüsünde desteklerde bulunuyorsunuz. Kamuoyunda çok ses getiren ‘Bebe Market’ kampanyanıza destekler sürüyor mu?

Öncelikle ben yönetimin adına Bursa Editör’e çok teşekkür ediyorum. Sesimizi duyurma noktasında çok zorluk yaşıyoruz ana muhalefet partisi olarak, hem genel hem yerel olarak Bursa Editör tarafsız bağımsız bir şekilde, kamuoyuna haber iletilmesi noktasında nitelikli işler yapan medya organı, bize bir kez daha zaman ayırdığınız için size ve ekibinize teşekkür ediyorum.

Yaşadığımız pandemi çok zorlu sıkıntılı bir süreç. Malum geçen yıldan bu yana bir yılı geride bıraktık. Bugünde baktığımızda durum pik yapmış bir vaziyette, vaka ve vefat sayılarına baktığımızda korkunç bir duruma doğru ilerliyoruz. Bu da beraberinde daha önce de mülakatlarımızda ifade etmiştik çok ciddi ekonomik zorlukları da beraberinde getiriyor. AKP iktidarının yanlış politikalarının, yanlış yönetim şekillerinin halka çok ciddi anlamda sirayet ettiğini görüyoruz. Tabi uzun bir zamandır bir ekonomik krizden söz ediliyordu ama salgın sürecinde vatandaşa direk temas etmeye başladı. Şiirde söz edildiği gibi bıçak kemiğe dayandı, gerçekten bıçak kemikte, insanların çok zor şartlar altında yaşadığına tanık oluyoruz. Biz Nilüfer ilçe örgütü olarak pandemi koşulları ile beraber siyasette mevcut klasik yöntemlerle değil, yaşanan sürece dair bir uyarlama çalıştık. Bu noktada yönetim kurulu üyelerimizle yaptığımız temaslarda, görüşmelerde, toplantılarda, sıklıkla öne çıkan dayanışma kültürünün ön plana alınması bu nedenle, mağdur, sıkıntılı, problemli tüm durumlara elimizden geldiğince müdahil olmak ve buradan çözüm odaklı olarak bir takım noktaları iyileştirmek.

Ekonomik krizi düzeltme anlamında bir adımımız olamaz, lokal bir siyasi yapı olarak söylüyorum. Böyle bir noktada krizin çözülmesi söz konusu olamayacak ama ulaşabildiğimiz kadar, bir aileye dokunmak bizim için çok önemli derecede mutluluk sebebi, çok büyük bir başarı ivmesidir. Ayrıca bir farkındalık oluşturmaktır. Bu toplumun çok ciddi anlamda ekonomik sıkıntısı var. Bu toplum ekonomik, psikolojik anlamda çok vahim bir şekilde kriz yaşıyor.

CHP ilçe örgütü olarak krizden etkilenen insanlarımıza hangi noktada destek oluruz arkadaşlarımızla masaya yatırdığımızda önümüze pek çok konu öne çıkıyor. Geçen yıl eylül ayında dört etapta hayata geçirdiğimiz tablet kampanyası bunun bir örneğidir. 220 tablet dağıttık ihtiyacı olan uzaktan eğitim gören çocuklarımıza, burada hiçbir parti ayrımı gözetmeksizin yapıldı.

Yine dayanışma kültürü olarak farklı farklı çalışmalarda mevcut. Toplantılarımızda ‘Bebek Market’ öne çıktı. Çıkış noktası da şu sosyal medyaya yansımıştı, hatırlayacak olursanız aralık ayında marketlerdeki raflarda bebek mamalarının kilitle satıldığına üzülerek şahit olduk.

Bu aslında bir akıl tutulmasıydı. Bu aslında Türkiye’nin ekonomik krizle yüzleşmesinin en güzel fotoğrafıydı. Türkiye’deki krizi anlatan çok doğru bir fotoğraftır. Bebek mamalarını satın almaya kalktığınızda ciddi rakamlar tutuyor, 100-200 arasında değişen fiyatlarla bebek mamalarını görüyoruz. Bu bebek mamalarının bir şekilde alınması gerekiyor. Haftada bir bunun bittiğini düşünürseniz çarpı dört demek, asgari ücretin durumu ortadayken insanlar çok ciddi anlamda yoksulluk yaşıyorken, ihtiyaç sahibi ailelerin buna ulaşmasını güçlük noktasına getiriyor. Ve aslında o kadar kritik şey ki, anne sütünü 6 aya kadar emiyor çocuk, 6 aydan sonra da emebildiği kadar emiyor ama anneden süt gelmeyince bebeğin ek mamaya ihtiyacı var. O bebeğe ekmek arası domates peynir veremiyorsunuz. Bebek o mamayı yemesi gerekiyor olmazsa olmaz, bunu alamayan anne baba ne yapıyor? Haliyle bir şekilde onu temin etmek zorunda marketlerden, ben marketleri de suçlamıyorum sonuçta ticaret yapıyorlar, ürünlerini korumak istiyorlar.

Bu işi devletin çözmesi gerekiyor, yerel yönetim yapılarının bunu bir şekilde çözmesi gerekiyor, valiliklerin burada müdahil olması gerekiyor. Yoksul vatandaşa ivedilikle dokunarak bu sorunları çözmesi gerekiyor. Bebek maması çok bir örnek, bu noktada biz çok ciddi bir sorun tespit ettik. Arkadaşlarımızla durum değerlendirirken karşımıza şöyle veriler çıktı. DİSK’in araştırma merkezi BİSAM var. BİSAM çeşitli araştırmalar yapıyor, yoksulluk, açlık sınırı gibi çeşitli rakamları değerlendiriyor. Ekonomi bültenleri sizlere ulaşıyordur genelde klasik rakamlarla karşılaşıyorsunuzdur. Ama bu araştırmada çok çarpıcı rakamlar, veriler var. Ocak ayı 2021 BİSAM’ın yaptığı araştırmaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gerek harcama 2584 TL, bu ne demek biliyor musunuz? 2584 TL sadece bir ailenin gıda gideri için, asgari ücretin durumu ortada, bunun elektrik, su faturası, okul masrafı, yol masrafı, iletişim masrafı, anlatabiliyor muyum? Çeşitli farklı masraflarımızda var. Yine baktığımızda yoksulluk sınırını aynı kurum 8939 TL olarak açıklıyor.

Tablo bu, insanların aldığı rakamlar belli, çocuğun beslenmesi için ulaşması gereken bir mama var. Bu noktada müdahil olduk dedik ki arkadaşlarımızla biz bir paket hazırlayacağız. Bu paketin içerisinde bebek bezi, bebek maması, pişik krem ve ıslak mendilden oluşan bir set hazırlayacağız. Kapımıza her gelen ihtiyaç sahibine bunları ücretsiz, bedelsiz olarak AKP’li mi,  MHP’li mi, HDP’li mi, İYİ Parti’li mi, CHP’li mi diye bakmadan ulaşıp ihtiyaçlarını karşılamaya çalışacağız. Bu noktada yönetim kurulumuz kendi içerisinde çok kıymetli bir çalışma yaptı, ben bunu şeye benzetiyorum. Tulumbaya ilk su akıttığınız ardında gürül gürül bir su gelir ya, işte bizim yönetim kurulu arkadaşlarımızın çalışmasını ona benzetiyorum. Hatırı sayılır bir miktarda bir bağış yaptı yönetim kurulu arkadaşlarımız, ilk ürünleri kendimiz aldık koyduk ‘Bebek Market’e sonrasında yardım severlerimiz, bağışçılarımız bu kampanyaya destek vermek isteyen durumu hali vakti yerinde kişilere ulaşarak ürünlerimiz çeşitlendirdik. Çeşitli kanallarla yaptığımız duyurularla ihtiyaç sahiplerine bir şekilde ulaşma noktasına da faaliyette bulunduk. Biz bu kampanyaya 1 Mart’ta başladık hala devam ediyor. 2021 içinde bu kampanyamız aralık ayı sonuna kadar devam edecek. İnanın bizim ilçemiz ana baba gününe döndü. Resmen bir çekim merkezi haline geldi, sürekli insanlar geliyor talepte bulunuyor. Tabi suistmal edilmemesi için kampanya için özel bir yazılım gerçekleştirdik. Şeffaf bir kampanya olması gerekiyor. Sonuçta burada bir para giriş çıkışı var biz burada çok şeffaf bir şekilde sadece ürün kabulü yapıyoruz, yardım severlerden bağışçılardan, ürünleri de ihtiyaç sahiplerine çıkışını yapıyoruz. Bir market sistemi oluşturduk ilçe binamızda giren ürünler barkot nosuyla kayıt altına alınıyor, çıkan ürünler ailelere kayıt altında teslim ediliyor. Diyelim salı günü gelip bu ürünü aldınız perşembe günü bir daha gelip bu ürünleri alamıyorsunuz. Perşembe günü geldiğinde sisteme yüklediğimiz yazılım uyarı veriyor. Sistem diyor ki, bu ailenin elinde ona bir hafta 10 gün kadar yetecek malzeme var falanca tarihte gelmeniz gerekiyor. Buradaki amacımız şu, ne kadar çok aileye ulaşırsak o kadar proje amacına ulaşmış olur. Gerçek ihtiyaç sahiplerini tespit etmeye çalışıyoruz.

Şöyle bir uygulamamız var, vatandaşlar ilçe binamıza geliyor form dolduruyorlar, çocuğun bilgilerini, kendi bilgilerini izin alarak kayıt altına alıyoruz, sonuçta özel bilgiler olduğu için, hukuki anlamda da bir prosedür uygulamamız gerekiyor. Bu nedenle özel izinleri de alıyoruz. Hafta içi hergün ilçe binamız açık geliyorlar, nöbetçi arkadaşımız var, projeden sorumlu bir arkadaşımızda orada bulunmakta, gelen vatandaşlar formlarını dolduruyorlar, biz kendilerinin geldikleri muhtarlıklar vasıtasıyla bir tasnif yapıyoruz, muhtarla görüşüyoruz gerçekten ihtiyaç sahibi bir aile ise ilçe binamıza tekrar davet ediyoruz. Çarşamba günü bizim marketten ürünleri dağıtım günümüz. Bir hafta bilgilerini topladığımız çek ettiğimiz aileleri davet edip ürünlerini teslim ediyoruz. Bugüne kadar ciddi bir sayıda ihtiyaç sahibi aileye ulaştık. 200’lü rakamların üstünde bir talep aldık. Yaklaşık olarak 40 günlük kampanya süresinde, Nilüfer ilçe olarak bir çekim alanına girdik. Gerçekten gelenlerden dinlediğimiz hikayelerden yoksulluğun had safa da olduğunu görüyoruz.

Anlatılanları dinlediğimizde insanı ciddi anlamda yaralayan hikayelerle karşılaşıyoruz. Komisyondaki arkadaşlarıma şu talimatı verdim. Kapımıza gelip hikayelerini anlatıyorlar çok ciddi duygu yoğunluğu yüksek pozisyonlarla karşılaşıyoruz. Komisyon üyesi arkadaşlarımız doldurulan forumları aldıktan sonra, arka tarafta göz yaşlarına hakim olamayan arkadaşlarımı görüyorum. Şunu ifade ediyorum o arkadaşlarıma, diyorum ki, burada duygularımızdan arınmak zorundayız, yaptığımız iş belli bir sistematik içerisinde yürümeli duygusal anlamda hareket etmememiz gerekiyor.Çünkü elde değil o kadar korkunç manzaralarla karşılaşıyoruz ki, burada duygusallık boyutuna taşırsak biz süreci yanlış yönetiriz. Komisyonda affını isteyen arkadaşlarımız oldu. Ben bu hikayelere dayanamıyorum diyenler oldu. Affını isteyen arkadaşımızı ayırdık yerine yönetimden başka bir arkadaşımızı görevlendirdik. Bizler bu işi profesyonelce yönetmek zorundayız. Dediğim gibi Aralık 2021’e kadar ilçemiz yoğun bir şekilde ‘Bebek Market’ kampanyasını sürdürecek. Biz bu süre zarfında ulaşabildiğimiz kadar ihtiyaç sahibi aileye ulaşacağız.

Biliyorsunuz, pandemide 3.pik sürecine girdik vaka ve ölüm sayılarında Türkiye Dünya’da ilk sıralara yerleşti. Tam kapanma sürecinde ihtiyaç sahiplerine mobil ulaşım sağlayacak mısınız?

Şu şekilde ifade edeyim, kapanma süreci başladığında farklı bir yöntem geliştireceğiz. Bize başvurusu, kayıttı olan hiç aileyi mağdur bırakmayacağız. Şu an için tam kapanma süreci olmadığından dolayı ilçe binamızda hafta içi gelip alabilirler, kapanma durumunda mobil olarak o ailelere bir şekilde ihtiyaçları ulaştırır kapılarında teslim ederiz, burada söz konusu olan 0-4 yaş arası bebekler ve çocuklar var. Bu bebekler ve çocuklara bizlerin sahip çıkması gerekiyor. Ben buradan bir çağırı yapıyorum, bu tür kampanyaların artarak büyümesi gerekiyor. Bu işin siyaseti yok, bu işin ideolojisi yok bizim üzerimizden yapmaları gerekmiyor. Örneğin İYİ Parti yaptı çok mutlu olduk. Biz bu projeyi ortaya koyduk, iki hafta sonra İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener imzasıyla dağıtılan mamaları da gördük biz çok mutlu olduk.

Bunu AKP’de yapsın, bunu MHP’de yapsın bütün siyasi oluşumlar STK’lar da yapsınlar. Bakın çözümsüz bir noktadan söz ediyoruz. Bebekten söz ediyoruz, bebekli çocuklu aileler çocuklarının sağlıklı beslenmesi için her şey yapabilir. O bebekler çocuklar maması olmadığı için ağlıyorsa, annenin babanın evde durma şansı yok. Bakın çok önemli bir örnek bir aile çocuk 3 numara bez kullanıyor, o çocuk 2 hafta sonra 2 numara bez kullanıyor. Bu ne demek o bebeğin kilo kaybettiğinin göstergesidir. Bu çok acı bir durum o çocuğun sistematik olarak 1 yıl içerisinde alması gereken kilolar belli, her ay üzerine bir miktar kilo alarak gelişimini tamamlaması gerekiyor. 3 numara bez kullanan çocuk 2 numara beze düşüyorsa burada hepimizin vicdani sorumluluğu var. O çocuğa sahip çıkamadığımız göstergesi olarak o fotoğraf karşımıza çıkıyor. Bizler bu vicdani sorumluluğu bertaraf etmek üzere yönetim kurulu arkadaşlarımızla birlikte mücadele içerisindeyiz. Bu mücadeleyi sonuna kadar götüreceğiz. Bu arada şunu da söyleyeyim. Kampanya gerçek anlamda toplumun geneline yayılmış durumda, ismini vermeyeceğim, hepimizin yakından tanıdığı AKP’li bir siyasi de kampanyamıza destek verdi. Telefonla arayarak kampanyayı olumlu bulduğunu isminin söylenmemsi kaydıyla kampanyaya dahil olmak istediğini belirtti, bizlerde çok mutlu olduk. Burada gösterdiği duyarlılıktan dolayı tekrar teşekkür ederim.  Burada kavga etmemizi gerektirecek, siyasi bir ayrışmayı gerektirecek bir kampanya değil bu kampanya. Sadece Nilüfer tabanlı değil bu kampanya Bursa’da yaşayan yoksul yurttaşlarımıza dokunma kampanyası, ben bir kez daha sizin aracılığınızla bir kez daha çağırımı yineliyorum. Özellikle yaşamış olduğumuz şu zaman diliminde mübarek ramazan ayında hayırlarınız, destekleriniz kampanyamıza yönlendirirseniz çok mutlu olurum. Gerçekten çok şeffaf anlamlı bir şekilde yoksul yurttaşlarımıza ulaşan bir kampanyadır. Bebekler ve çocuklara ulaşan bir kampanyadır bu. Bu işin hem vicdani bir durumu var hem de insanları mutlu eden bir tarafı var. Bağışlayanı ve bağışı alanı da mutlu eden bir tarafı var.Biz arada bir köprü oluşturuyoruz. Veren el alan elle karşılaşmadan yardım severlerden, gönlü zengin insanlardan aldıklarımız ihtiyaç sahibi olan insanlarımıza dağıtmaya gayret gösteriyoruz.

Direk olarak soruyorum, ‘Nilüfer olarak Büyükşehir Belediyesi’nden hak ettiği hizmeti alıyorum’, Nilüfer’de oturan bir insan olarak nasıl değerlendirirsiniz?

Nilüfer hizmet alıyor mu? Alıyor tabela anlamında alıyor! Büyükşehir Belediyesi’nin tabelalarını sıklıkla görüyoruz. Tabela yerleştirme konusunda ciddi anlamda hizmet alıyor. Ama hizmet alıyor mu noktasında soruyorsanız, maalesef üzüntüyle görüyoruz ki, böyle bir durum söz konusu değil. Nilüfer’e karşı özellikle geliştirilmiş bir tavır olduğunu düşünüyoruz. Bir hizmet alınamadığına üzülerek şahitlik ediyoruz. Yapılan hizmetlere sahip çıkılması noktasındaki konuları alt alta size burada sıraladığımda sayfalar dolusu yazmak zorunda kalırsınız. Size bir küçük örnek vereyim, Atatürk Ormanı yukarıda burası Nilüfer Belediyesinin Bursalılara, Nilüferlilere kazandırdığı ve armağan ettiği bir noktaydı. Gidip baktığınız Büyükşehir’in yapmış olduğu çalışmalara betonlaşmaya dönük olduğunu görüp şahitlik ediyoruz. Küçük Sanayi Sitesinin arkasındaki Çalı yoluna geçelim, o yol dar bir yoldur ciddi anlamda trafik sıkışmakta, bir adım atılıyor, görsel adım atıyorlar. Orada bir takım Büyükşehir’den ölçümler yapılıyor, düzelteceğiz gibi vaatlerde bulunuyorlar. Bakıyorsunuz yine ora da hiçbir faaliyet yok, çalışma yok yine keşmekeş devam ediyor. Burada bir şey yapılmıyor, yapılıyormuş gibi tabelalar üzerinden bir görsel algı oluşturarak, burada yapılmayan işin faturasını Nilüfer Belediyesine çıkarmaya çalışıldığına üzülerek tanık oluyoruz. Nilüfer’de yaşayan vatandaşlar Büyükşehir’in oluşturduğu görsel algının farkındalar. AKP’lilerin, onlara oy veren seçmeninde bu durumdan rahatsız olduğunu biliyoruz. Nilüfer halkı konunun farkında, ilçe belediyesinin sorumluluk yetki alanlarının neler olduğunun farkında, Büyükşehir’in müdahil olduğu alanlarında çok çok farkındalar. O yüzden yüzde 62 gibi oy oranının sandığa yansımasını görüyoruz. İnsanlar burada haksızlığın, yanlış giden süreç yönetimlerinin farkındalar. Samimiyet bekliyorlar. Bu anlamda Büyükşehir Belediyesi’nden bizim beklentimiz yakalarında, kafalarında parti rozetini çıkartıp halka hizmet anlamında çalışmalar yapmasını bekliyoruz. AKP’lilerin klasik bir söylemi vardır bilirsiniz, halka hizmet hakka hizmettir, buyurun hakka hizmet etmek istiyorsanız Nilüfer burada yetki alan sınırlarınız bellidir ayrım yapmadan hizmetleriniz yapın.Büyükşehir onarıyor,Büyükşehir çalışıyor tabelaları asmak yerine gerçek  hizmeti yapmak zorunda oldukları kanaatindeyim. Işıktepe yaşanan facia, Ata Bulvar’ındaki yol Büyükşehir sorumluluğunda, daha geçen bir kadın orada kazaya kurban gitti. Orada yapılacak iş çok basit. Bir küçük üst geçit. Orası Nilüfer Belediyesi’nin yetki alanında değil. Siz Işıktepe’ye gidip bu işin faturasını Nilüfer Belediyesi’ne çıkarmaya çalışıyorsanız. Bu bir siyasi nezaketsizliktir. Biz doğrunun ne olduğunu Işıktepe’de yaşayan halkımıza anlatıyoruz. Işıktepe halkı da her şeyin farkında, Nilüfer Belediyesi’nin yapması gerekle, Büyükşehir Belediyesi’nin yetki alanlarının neler olduğunun bilincindeler. Bu anlamda da Büyükşehir yetkililerini samimiyete davet ediyorum. Nilüfer’de yapmaları gereken çalışmalarla ilgili. Ayvalıdere çözümsüz bir konu yıllardır insanlar orada seslerini yükseltiyorlar. 29 Ekim Mahallesi, 100. Yıl Mahallesi ciddi oranda nüfus barındıran yerler, Ayvalıdere’nin rekreasyonu konusunda seçim bültenlerine yansıyan birçok vaat mevcut. Bunları hayata geçirin, buralar da Nilüfer Belediyesi’nin sorumluluğunda değil.  Yapmıyorsanız bırakın o zaman Nilüfer Belediyesi yapsın, yapman gerekeni yapmıyorsun oradan siyaset üretiyorsun. Sen tüm Bursalıları belediye başkansın sadece AKP’lilerin değil. Aynı şey Nilüfer içinde geçerli, bu anlamda Turgay başkana çok çok teşekkür ediyorum. Parti ayrımı yapmaksızın Nilüfer’de yaptığı çalışmalar bizim göğsümüzü kabartıyor. Sosyal demokrat belediyeciliğin ne olduğunu halka iyi bir şekilde izah ediyor. Bir parti ayrımı yok, Nilüferde yaşayan insanların yaşam kalitesini yükseltmek adına çalışan bir belediye yapımız var. Bu belediye yapımız içerisinde Turgay Erdem Başkanlığında süreç yönetimini üst düzeyde uygulandığını ifade edebilirim.