Ana sayfa Bursa CHP KURULTAYININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !!!

CHP KURULTAYININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !!!

CHP KURULTAYININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !!!

Korona virüsü (COVİD-19) salgını nedeni ile ertelenen CHP Kurultayı Bilkent Üniversitesi yerleşkesindeki Odeon Açıkhava Sahne Tiyatrosu alanında gerçekleştirildi.

Genel olarak salgına karşı her türlü gerekli önlemler alınmıştı. Kurultaya katılanlara da sık aralıklarla fizik mesafenin korunması uyarısı yapıldı.

Bu uyarılara ne kadar riayet edildi, orası biraz muamma! Her ne kadar uyulmaya çalışılsa da alışık olduğumuz alışkanlıkları üzerimizden atamıyoruz.

Fazla gereksiz teferruatlara girmeden CHP kurultayının düşündürdüklerini, gözlemimi paylaşayım.

Başta belirtmek isterim ki, CHP’nin 37. kurultayı ve kurultay delege yapısı niteliksel olarak beklenen düzeyde değildi.

AKP vari bir delege yapılanması dikkatlerden kaçmadı.

Ülke genelinde il kongrelerini kazanan isimler, kendilerine yakın olan partililerin aile bireylerini, akrabalarını kurultay delegesi yapmış.

 Birçoğuna sorsanız partinin ilkelerini, programını bilmez, hatta partinin kapısından içeri girmemiştir!

CHP kurultayının böylesi olağanüstü koşullarda olağan gibiymiş gibi yapılmasının doğru bir karar olmadığını belirteyim.

Tabi CHP’nin karar vericilerinin de kendilerine göre yaptıkları bazı hesaplar vardır.

Olağanüstü salgın şartlarında yapılan kurultay öncesi, İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner, önceki dönem Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı aday olduklarını açıkladılar.

Siyasetin cilvesi mi desek yoksa ayak oyunları mı desek, Cihaner ve Atıcı adaylık için kurultay delegelerinden yeterli imzayı toplayamadılar!

Tek aday olarak Kemal Kılıçdaroğlu 6. Kez CHP genel başkanı oldu.

Öncelikle, heyecanı neşesi olmayan bir kurultay olduğunun altını çizelim.

CHP kurultay divanın oluşumunun ardından gündem maddeleri okundu. Ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı açılış konuşmasında, iktidar hedefi olarak 13 maddelik bir manifesto açıkladı.

Kılıçdaroğlu konuşmasını bittirdikten sonra, salondan ayrılmasının ardından kurultay delegelerinin büyük çoğunluğu salonu terk etti.

Partinin faaliyet raporları üzerinde söz alan diğer konuşmacılara karşı yapılan çok büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum.

Ama velâkin, CHP kurultaylarında çok sıklıkla rastlanan bir durum olduğunu da belirtelim.

Kılıçdaroğlu’nun salonu terk etmesini de doğru bulmadığımı belirtmek isterim.

Kurultay delegelerinin eleştirilerini, önerilerini televizyondan izlemek yerine salonda dinlemesi daha şık olurdu.

Delegeler de bu vesileyle salonu terk etmeyecekti.

Kurultaya damga vuran en önemli olay, kurultay delegelerinin salonu terk etmesine yönelik sert eleştiriler oldu.

Bazı konuşmacılar, salonu terk etmeyen delegeleri ve boş sandalyeleri  selamlayarak, salonu terk eden delegelere sitem ettiler!!!

İlhan Cihaner’in sert konuşması salonda şaşkınlıkla izlendi.

Cihaner’in yaptığı konuşma eleştirilecek yönleri olabileceği kadarıyla büyük oranda haklılık içermekte.

Delegelerin tehdit edilip diğer aday olacaklara, aday olmaları için yeterli imza verdirilmemesi CHP’nin parti içi demokrasisinin yok edildiği anlamına geliyor.

Özellikle bazı belediye başkanlarının, kendi kurumlarında çalışan delegeleri iş ile aş ile tehdit edip özgür iradesi ile karar vermelerini engellemesini, İlhan Cihaner “alçaklıktır” diyerek ağır bir dille itham etti.

Her ne kadar kabul edilmese de, CHP’nin, merkez sağa doğru evrilmeye yüz tutuğunu tek adaylı, tek adamlı bir parti diktatörlüğüne doğru hızlı adımlarla ilerlediğini söyleyebiliriz.

 CHP’nin sağa doğru kaymasının en büyük faktörü, parti içerisinde kendini sol olarak tanımlayan unsurların kişisel gelecek istikbali içerisine girmeleridir.

Sözde demokratik olarak görünen, özde direktifli pazarlıklı demokratik olmayan bir kurultay gerçekleştiği düşüncesindeyim!!!

Böylesine pazarlıklı, direktifli bir kurultay yapılırken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanacağı gayet açıkken, İlhan Cihaner ‘in Aytuğ Atıcı’nın aday olmaları için neden engel konuldu?

Böylesi bir durumda aklıma gelen bir tek cevap var; derin güçler CHP’yi güçlü bir merkez sağa oturtup, parti içi sol sosyalist çizgiye yakın olan unsurları tasfiye etmek istiyor.

Diğer taraftan İlhan Cihaner de adaylık sürecinde izlediği yol haritasındaki eksikliklerin, hataların özeleştirisini yapmalıdır.

En önemli eksiklik, ilçe kongreleri süreci başta olmak üzere il kongreleri sürecinde örgütlü bir çalışma içerisinde hareket etmemeleridir.

Parti içi sol muhalefete sunulan seçenek; yeni bir sol parti kurun demek oluyor.  

Parti meclisine aday olanların ekseri çoğunluğu, bildim bileli aday kolik isimlerden oluşuyor.

Parti meclisine seçilen isimlerin büyük çoğunluğuna baktığınızda, çok büyük oranda bir değişimin olmadığını gayet net olarak göreceksiniz!

CHP’nin hedef iktidar diyerek gerçekleştirdiği kurultaydan sonra, olası bir genel seçimde sağ partilerle ittifak hesapları ile çıkılacak yolda hedef iktidar olmuyor!

31 Mart yerel seçimlerindeki başarının anahtarı örgütlü, disiplinli HDP seçmeninin verdiği destektir.

Diğer sağ partilerden gelen oy, kerhen bir destek olduğu için genel seçimlerde yine kendi mecrasına geri döner.

O zaman iktidar hedefindeki hesaplar alt üst olur.

CHP’nin en doğal ittifakı yine sol sosyalist partiler ve seçmenleridir.

CHP’nin 37. Hedef İktidar kurultayı parti içi demokrasi anlamında büyük yara almıştır.

Kurultay üzerine değerlendirmeler, yorumlar birkaç gün daha devam eder…

Kurultay değerlendirmemin ikinci bölümü yarın devam edecek.

Bu arada, Bursa’dan Parti meclisine tekrar seçilen Genel başkan Yardımcıları Lale Karabıyık ve Orhan Sarıbal’ı tebrik ediyorum.

Parti meclisine yeni giren Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nu da tebrik eder başarılar dilerim.

Not: Kurultay sürecinde şahsıma yönelik, nefret söylemi, linç girişimi içerisinde bulunan, hakaret içerikli sözler paylaşan, toplumsal ahlaktan yoksun olan birkaç kişiye de gereken cevabı bir dahaki yazımda vereceğim.