Ana sayfa Bursa CHP GENEL BAŞKAN YARDICISI ORHAN SARIBAL: İLE KORONA VİRÜSÜ’NÜN TARIMSAL ALANDAKİ ETKİLER...

CHP GENEL BAŞKAN YARDICISI ORHAN SARIBAL: İLE KORONA VİRÜSÜ’NÜN TARIMSAL ALANDAKİ ETKİLER ÜZERİNE RÖPORTAJ

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal , CHP Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. FOTOGRAF;OZANCIFCI/CHP GENEL MERKEZI

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bursa milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa Editör Gazetesine verdiği özel röportajla, Korona virüsün tarımsal alanda etkisinin olup olmadığına, yaşanan salgın sürecinin ekonomik yansımalarının neler olacağına dair değerlendirmelerde bulundu.

Küresel olarak yaşanan Korona virüsü vakası çağımızın bir vebası mı yoksa biyolojik bir savaş mı?

Takdir edersiniz ki ben konunun uzmanı değilim. Bu konuda her şey çok hızlı gelişiyor. Biyolojik bir savaş olduğu kanısında değilim.

Bütün dünyayı etkisi altına almış bir salgın söz konusu. Uzmanların uyarılarına dikkat ederek ama panik de yapmayarak bu sıkıntılı süreçten kısa sürede kurtulacağımızı umut ediyorum.

Korona virüsünün tarımsal alanda etkisi var mı?  Varsa hangi oranda olur?

 Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) virüsün gıda tüketimi ile bulaştığına dair bir bulguya rastlanılmadığını duyurdu. Yani gıda tüketiminde, hijyen kurallarına uyulduğu takdirde bir sorun olacağını sanmıyorum.

Üretimde de aynı durum geçerli. Çiftçilerin uzman uyarıları çerçevesinde çalışmalarında bir sorun olmayacaktır.

Ancak şu da bir gerçek. Bu salgın gıda egemenliğinin ve dolayısıyla da gıda güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Umuyorum ki siyasal iktidar bunlardan ders alır ve ithalat sevdasından vazgeçip, çiftçisini destekleyerek, ülkede tarımsal üretime ağırlık verecek politikaları devreye sokar.

 Dünya’da ve ülkemizde yaşanan iklimsel değişimler sonucu insanlığı nasıl bir gelecek bekliyor?

 İnsanlığın önündeki en büyük sınavlardan biri küresel iklim değişikliği. Dünyamızı, tarım alanlarını sanayiye kurban ettik. Bugün yaşadığımız birçok sorunun temelinde bu var ve gerekli önlemler alınmaz ise insanlığı ciddi sorunlar bekliyor. Temiz su, temiz çevre, tarım alanlarının korunması artık hayati önemde. Bu konuda hepimize büyük ödevler düşüyor ama öncelikle de ülke yöneticilerine büyük sorumluluklar düşüyor. Doğayı, çevreyi, havayı, suyu, tarım alanlarını koruyacak politikalar mutlaka hayata geçirilmeli.

Ülkemizde tarım politikaları tam anlamında iflas etmiş durumda, bu krizden iflas durumundan kurtulmak için nasıl bir yol izlenmeli?

Bu sorunun en kestirme cevabı AKP’nin 17 yıl bitti 18 yıldır yaptıklarının tam tersini yapmak. Yani ithalat yerine ülke kaynaklarını doğru kullanarak üretime önem vermek. Çiftçinin tarlasında kalmasını sağlayacak önlemleri almak. Bu ülkenin çiftçisi üretir yeter ki gereken destek sağlansın. Ürettiğinden para kazanan, sosyal hayatında huzurlu olan bir çiftçimiz olduğu takdirde bizim üretime dair bir sorunumuz, dolayısıyla gıda egemenliği ve gıda güvenliğine ilişkin bir endişemiz asla olmaz.

Salgın sonrası insanlar gıda ürünlerini stoklamak için marketlere akın etti. Bunun üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı ‘gıda stoklarımız yeterli’ açıklamasında bulundu. Umarım doğrudur.

 Türkiye’de siyasal ekonomik süreç nereye doğru eviriliyor?

Yaşadığımız salgın nedeniyle bazı şeylerin üzeri örtünmüş görünüyor ama çok uzun sürmeyecek. Ekonomimiz çökmüş durumda. O kadar baskılamalarına rağmen döviz kuru aldı başını gidiyor. Bütün üretim alanlarında ara mal temininde dışa bağımlı bir ekonomimiz var. Dövizdeki aşırı yükselme üretimi olumsuz etkileyecek. Resmi rakamlara göre, ki bence gerçeği asla yansıtmıyor, çok daha büyük bir işsizlik var, 4 milyonun üzerinde olan işsiz sayısı daha da artacak.

AKP ile yol alınmayacağı her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. AKP ve ortağı MHP’nin ülkemizde uyguladığı baskı da artık çözüm olmayacak.

Bu karanlık tablodan çıkış yolu Anayasamızın da temeli olan demokratik, laik, sosyal hukuk devleti yeniden kurmak ve işlerlik kazandırmaktır. Bu da CHP’nin öncülüğündeki demokrasiden yana olan bütün kesimlerin dayanışma içinde olmasına bağlıdır. Umutsuz olmak için çok neden olduğunun bilincindeyim ama asla umutsuzluğa kapılmamalı ve güzel yarınlar için hep beraber, omuz omuza mücadele etmeliyiz.