Ana sayfa Bursa ÇGD YÖNETİMİ: İNCE, YALNIZ MIDIR? HAYIR. SIRA ONLARA DA GELECEK

ÇGD YÖNETİMİ: İNCE, YALNIZ MIDIR? HAYIR. SIRA ONLARA DA GELECEK


Gazeteciler “yalnızca gazetecilik yaptıkları için” ağır tecrit koşulları altında cezaevinde tutulurken, gündemimiz mesleğimizin ve meslektaşlarımızın yaşadığı baskılar, hak kayıpları, sorunlar/çözümler olmalıyken, bugün ülke gündeminde “gazetecilik” tanımı “rüşvet ve şantaj” ile yan yana anılıyor.

Babıali olarak yıllarca övünülen Bursa’nın yaşadığı seyrüseferin son durağıdır bu.

Neydi o haber?

“Bursa’da ‘rüşvet’, ‘şantaj’ ve ‘tehdit’ suçlamalarıyla polisin takibe aldığı, yerel gazete sahibi Necmi İnce, iş adamından rüşvet alırken yakalandı.”

Bazı medya organlarında ise “gazeteci(!) rüşvet alırken yakalandı” denildi.

“Gazetecilik” şapkasından çıkan kirli propaganda zihniyetli maşalarını

KABUL ETMEDİK, ETMİYORUZ!

Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi olarak 1989 yılından bu yana tarafımız oldukça nettir.

Mesleğimizin ANAYASASI bellidir çünkü.

“Gazetecilik kamu görevidir; gazetecinin temel amacı haber ve yorum üreterek halkı ve kamuoyunu bilgilendirmektir.

Gazetecilik, özel amaç ve çıkarlara alet edilemez; haber ve bilgiyi yayımlamak ya da yayımlamamak karşılığında maddi-manevi çıkar sağlanamaz, hediye kabul edilemez.

Gazetecinin halka ve kamuoyuna karşı mesleki sorumluluğu, işverenine ve kamu otoritelerine karşı sorumluluğundan önce gelir.”

Bizden değiller, olamazlar…

Yıllardır söylüyoruz, söylemeye de devam edeceğiz, onuruna değer biçmiş, kalemini teslim etmiş, parayı Kâbe bellemiş olanlar bizden değildir.

Ellerindekini değerli görüp şantaj malzemesi yapanlar; arkalarına bakanları, milletvekillerini alarak kuytuya sıkıştırdıklarından haraç toplayanlar; haraca bağlayamadıklarının boy boy fotoğraflarını yayınlayanlar bizden değildir…

Devletin kurumlarını, meslek örgütlerini turizm şirketi gibi görenler ve kullananlar bizden değildir.

Gazeteciliği bedavaya “gezelim, görelim, yiyelim” olarak değerlendirenler, hiç değildir…

Gazeteciler işsizken, sütunları, televizyonların ekranlarını sponsorluk adı altında bu haysiyet cellatlarına bırakanlardır bugün yaşananların sorumlusu.

Toplantı masalarına oturtanlardır.

Şantaja boyun eğip sus payı verenlerdir.

Kamu kurumlarının kapılarını ardına kadar açanlardır.

Gazeteciliği iktidarın emrinde bir faaliyete dönüştürenlerdir.

Hepiniz oradaydınız…

Hepimiz oradaydık…

İpin ucunu çekseniz bunun gibiler peşi sıra gelir, gelecektir.

Bugün şantajla para toplayan İnce, yalnız mıdır? Hayır. 

Biliyoruz yalnız olmadığını, Bursa’da gazetelerini, internet sitelerini kullanarak kişi ve kurumları tehdit eden, üstlerine çullanmaya çalışanların kimler olduklarını biliyoruz.

Sıra onlara da gelecek.

Çağrımız öncelikle “Evrensel Gazetecilik İlkelerini” pusulasından ayırmayan, Anayasası GAZETECİLİK olanlara!

Kurumların iletişim danışmanlarına, sendikalara, derneklere, belediyelere, mülki amirlere…

Başımızı kuma gömmeyelim artık.

Görmezden gelmeyelim.

Seyirci kalmayalım.

Onlar için gitmek maliyetlidir. Yağma ve talana o kadar alıştılar ki, zordur babalarının çiftliğini terk etmek.  

Bu da başka bir imtihanımız.

Kıymet verdiğimiz ve sahip olduğumuz her şeyi yeni baştan düşünme imkanı…

İnandırıcılığını ve itibarını kaybetmiş bir medyanın topluma ve insanlığa hiçbir faydası yoktur.

Kirli propaganda zihniyetli maşalara “artık defolun gidin” demeye, bu konuda “AMASIZ” ortak bir tavır almaya, taraf olmaya mecburuz.

Siz hangi taraftasınız?