Türkiye siyasetinde AK Parti ile birlikte toplum olarak alışık olmadığımız yeni bir siyaset dili kullanılmaya başlandı.

Muhalefet partileri de zaman içerisinde eşek arısının sokması gerektiği siyaset diline uymaya başladı.

İlk başlarda toplum olarak, yeni siyaset söylemini anlamaktan biraz zorlanmış olsak da, kıvrak zekamızla bu dili söküp yaşamın tüm alanlarında edepli edepsiz kullanmaya başladık.

Tabi bazı kesimler bu dili benimserken, büyük çoğunluk bu dilden rahatsız olmaya başladı.

Bir ülkenin Cumhurbaşkanı, muhalefet partilerine, liderlerine kavgada bile söylenmeyecek galiz hakaretlerde bulunduğunda gayet edepli bir üslup oluyor.

Diğer taraftan daha garip olanı ise birbirilerine çok ağır hakaret edenler, ar perdesini yırtıp birbirilerine hamilik yapma derecesine gelinen bir ülkede deyim yerindeyse ülkenin çivisi tam anlamı ile çıkmış demek yerinde olur.

Eğer biz insanlar balık hafızası taşımıyorsak, AK Partinin 17 yıllık siyaset tarihinde yaşananlara baktığımızda, ülkemizin geçmiş siyaset tarihinde insani anlamda yaşanmamış deformasyonu yaşadığımız iyi görürüz.

Tabi faşist askeri darbeler döneminde yaşananlar da bu dönemden çok farklı değildi

Bu dönemde, ekonomik sosyal anlamda daha ağır şartlarda yaşadığımız ifade etmek sanırım yanlış olmayacak.

Bu ülkenin çiftçisine “ Artistlik yapma lan, ananı alda git, Soma’da 301 madencinin göçük altında kalarak katledilmesi sonrasında, duruma tepki gösteren madenci yakınlarının tepki göstermesine verilen cevap ise danışman denilen insanlıktan nasbini almamış zat  tarafından teklenmek, bir alışveriş merkezinde sıkıştırılarak, boğazı sıkılan bir genç insana İsrail dölü “demek sanırım edep kuralları içerisinde kalıyor.

Keza  devletin kılçıksız ihalelerine girip milyarlarca doları hampadan cebe indiren Mehmet Cengiz ismindeki müfteri müteahhit milletin A…. K….  edepsizlikte pik yaptığında, ‘edepsiz nasıl böyle konuşursun’ diyen bir devlet erkanı görmediğim gibi, dava açan bir savcı da olmadı.

Siyasette toplumsal yaşamda yeni trend ağız dolusu hakaret artık normal bir konuşma biçimine dönüştü.

Yukarıdan aşağı baktığımızda kullanılan kötü dil siyasette olması gereken bir argümanmış gibi insanlara empoze ediliyor.

Keza toplumsal cinneti körüklercesine koro halinde devletin bakanları da nefret söylemlerinde birbirileri ile yarışır hale geldiler!

Cumhurbaşkanını, iktidarın politikaların edep kuralları içerisinde eleştiren insanlar hakkında yüzlerce davalar açıldı.

Gelelim uzun süredir siyaset sahnesinde sesi soluğu çıkmayan, hatta zaman zaman partisinin yönetim anlayışını eleştiren, eski Meclis Başkanı, Başbakan Yardımcılığı görevini geçmişte ifa eden, devlet adamı niteliği taşıyan Sayın Bülent Arınç, yine sahneye çıkarak rijit, söylemlerini dillendirmeye başladı.

Bülent Arınç’ın FETÖ operasyonlarında damadı gözaltına alındığında partisine oldukça kırılmıştı.

Damat serbest bırakılıp, ardından oğlu Ahmet Mücahit Arınç Manisa milletvekili olarak meclise girmesi ile partisine yönelik eleştirilerine son verdi.

AK Parti’de siyaset sahnesinin dışında kalan parti kurmaylarının yeni bir parti kurma girişimi sonrasında, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan iki ay önce  Yüksek İstişare Kurulu adı altında bir birim oluşturdu

Bu kurul ağırlıklı olarak, eski meclis başkanlarından oluştu.

AK Partili eski TBMM Başkanları da olan YİK üyeleri Bülent Arınç, Köksal Toptan, Cemil Çiçek, İsmail Kahraman, İsmet Yılmaz, Mehmet Ali Şahin ile ANAP’lı eski Başbakan Yıldırım Akbulut

Yüksek İstişare Kurulu ilk istişaresi 13 bin lira olan maaşların yüzde 40 artırarak 18 bin liraya çıkarmak oldu.

Daha herhangi bir proje öneri ortaya koymadan, ilk toplantıda maaş artırımı kararı tepkilere neden oldu.

Başbakan Yardımcılığı döneminde kendisine işine gelmediği sorular soran gazetecileri azarlamakla tanıdığımız Sayın Arınç tarzını değiştirmeden yine 18 bin lira zammı eleştirenlere “Edepsizler size mi kaldı bizim maaşımız artırmak” diyerek tepki gösterdi.

Yaşanan ekonomik kriz sürecinde insanlar açlık sınırında yaşamlarını sürdürmeye çalışırken,  siz dünyalığınız yapmış olan, Yüksek İstişare Kurulu üyelerinin hiçbir bir şey ortaya koymadan maaş aldığınız yetmiyormuş gibi üstüne tuz biber niyetine 13 bin lira maaşın üzerine 5 bin lira zam ekiyorsunuz gerçekten bu durum edep sınırları içerisinde mi kalıyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hizmet etmek İslam’a hizmet etmek gibi ilginç bir cümle kuruyor.

Sizin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hizmet etmenizde bir sorun yok, ama İslam’ı bir isime hizmet etmekle eşit tutmanız çok büyük bir edep sorunu, istismar oldu kanaatini taşıyorum

Artık bazı sözcükler bir nevi izafiyet teorisi içerisinde kalıyor.

Edeple edepsizlik yaşadığımız toplumsal travma sonrasında, göreceli bir durum Sayın Bülent Arınç,

Edeple gelen lütufla gider!!!